Barışçıl amaçlarla nükleer enerjinin güvenli ve emniyetli kullanımı, Ermenistan’ın devlet politikasındaki öncelikli alanlardan biri olmaya devam ediyor. Bu açıklama, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan tarafından Cenevre’de düzenlenen Silahsızlanma Konferansı’nın üst düzey oturumunda yapıldı.
Ermenistan Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde yayımlanan konuşmada Mirzoyan, Silahsızlanma Konferansı’nın uluslararası barış ve güvenliğin güçlendirilmesindeki tarihsel rolüne dikkat çekerek, devam eden jeopolitik gerilimler karşısında Konferans’ın yeni bir siyasi irade ortaya koyması ve uzun süredir devam eden prosedürel tıkanıklıkları aşması gerektiğini vurguladı.
2026 yılının, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’nın (NPT) 11’inci Gözden Geçirme Konferansı çerçevesinde kritik öneme sahip olacağını belirten Mirzoyan, Ermenistan’ın anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerine bağlılığını yineledi. Anlaşmanın üç temel ayağı olan yayılmanın önlenmesi, silahsızlanma ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımının dengeli ve eksiksiz şekilde uygulanmasının gerekliliğine işaret etti.
Mirzoyan, bu çerçevede nükleer enerjinin güvenli kullanımının Ermenistan’ın devlet politikasındaki öncelikli alanlardan biri olduğunu belirtti. Ermenistan hükümetinin, nükleer enerjiyi ülkenin elektrik sisteminin temel bileşeni olarak koruma yönünde politika benimsediğini aktaran Mirzoyan, Ermenistan Nükleer Santrali’nin işletme süresinin 2036 yılına kadar uzatıldığını hatırlattı.
Aynı zamanda yeni bir nükleer güç ünitesine güvenli ve sorunsuz geçiş imkanlarının değerlendirildiğini kaydeden Mirzoyan, Küçük Modüler Reaktör (SMR) teknolojilerine ilişkin mevcut seçeneklerin incelendiğini ve uluslararası ortakların sunduğu tekliflerin değerlendirildiğini ifade etti. Seçim sürecinin güvenilirlik, uzun vadeli sürdürülebilirlik ile nükleer güvenlik ve yayılmanın önlenmesi alanındaki en yüksek standartlara bağlılık temelinde yürütüldüğünü belirtti.
Konuşmasında silahların kontrolü rejimlerine de değinen Mirzoyan, bu mekanizmaların ancak şeffaflık, doğrulanabilirlik, uyum ve caydırıcılık gibi temel ilkeler çerçevesinde iyi niyetle uygulanmaları halinde etkili olabileceğini vurguladı.
Mirzoyan ayrıca, geçen yıl 8 Ağustos’ta Washington’da Ermenistan Başbakanı ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı tarafından ve ABD Başkanı’nın tanıklığında imzalanan Ortak Bildiri sonrasında Güney Kafkasya’da barış, refah ve bölgesel iş birliği açısından yeni bir sayfa açıldığını ifade etti. Mevcut koşulların, Ermenistan ile Azerbaycan arasında bağlantısallık, ticaret ve güven artırıcı önlemlerin geliştirilmesi için gerçek bir fırsat sunduğunu kaydetti.
Bakan, yapay zekâ alanındaki hızlı gelişmelerin askeri alan dahil olmak üzere birçok sektörü dönüştürdüğünü belirterek, ölümcül otonom silah sistemleri konusunda uluslararası insancıl hukukun tüm silah türlerine istisnasız uygulanması gerektiğini vurguladı. Ayrım, orantılılık ve ihtiyat ilkelerinin güvenilir biçimde sağlanamadığı durumlarda uygun düzenleyici tedbirlerin, gerekirse kısıtlamaların gerekli olduğunu ifade etti.
Mirzoyan, askeri yapay zekâ sistemlerinin geliştirilmesi, konuşlandırılması ve kullanımında anlamlı insan kontrolünün hayati önem taşıdığını; güç kullanımına ilişkin kararların ve bunların sorumluluğunun insanlarda kalması gerektiğini belirtti.
Ayrıca konvansiyonel silahların uluslararası transferinde devletlerin sorumluluğuna dikkat çeken Mirzoyan, uluslararası insancıl hukuk veya insan hakları hukukunun ihlali riskinin bulunduğu yerlere silah sevkiyatı yapılmaması gerektiğini vurguladı. Silah transferine ilişkin kararlarda kapsamlı ve kanıta dayalı risk değerlendirmesinin önemine işaret etti.
Mirzoyan, mevcut karmaşık ve belirsiz uluslararası ortama rağmen, silahsızlanma ve yayılmanın önlenmesi konularında dengeli, adil ve sürdürülebilir çözümler için birlikte çalışmanın mümkün olduğunu ifade ederek konuşmasını tamamladı.
Kaynak: Ermeni Haber









