• Hakkımızda
  • Dünya
  • Toplum
  • Hukuki
  • Eğitim
  • Röportaj
  • Eski site
10 Ağustos 2026
Ermeni haber ajansı
Kısa ve öz
No Result
View All Result
  • tr Türkçe
  • am Հայերեն
  • Soykırım
  • Askeri
  • Politika
  • Ekonomi
  • Bölge
  • Karabağ
  • Kültür
  • Spor
  • Yazılar
  • Soykırım
  • Askeri
  • Politika
  • Ekonomi
  • Bölge
  • Karabağ
  • Kültür
  • Spor
  • Yazılar
Ermeni haber ajansı
Kısa ve öz
tr Türkçe am Հայերեն

Türkiye’nin Ukrayna hamlesi: Arabuluculuktan bölgesel aktörlüğe mi?

13:00, 10 Ağustos 2026
- Yazılar, ztr
Share on FacebookShare on Twitter

Ukrayna’nın Türkiye ile serbest ticaret anlaşmasını onaylaması ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Kiev ziyareti, Ankara’nın Karadeniz bölgesindeki siyasi ve ekonomik süreçlerdeki konumunu güçlendirmeye çalıştığı bir dönemde gerçekleşiyor. Türkiye, ekonomik ilişkilerin derinleştirilmesine paralel olarak güvenlik konularındaki angajmanını da artırırken, Moskova ile Kiev arasında arabulucu rolünü korumayı ve aynı zamanda savaşın sona ermesinin ardından oluşacak bölgesel düzende kendisine yer edinmeyi hedefliyor.

Hatırlanacağı üzere, Ukrayna Yüksek Radası geçtiğimiz günlerde Türkiye ile Serbest Ticaret Anlaşması’nı onaylayarak, anlaşmanın yürürlüğe girmesi sürecindeki önemli aşamalardan birini tamamladı.

Anlaşma, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik askeri operasyonunun başlamasından birkaç hafta önce, 3 Şubat 2022’de Kiev’de imzalanmıştı. Türkiye ise anlaşmayı Ağustos 2024’te onaylamıştı.

Anlaşma, iki ülke arasındaki ticari engellerin azaltılmasını ve ticaret hacminin artırılmasını öngörüyor. Türkiye pazarına giren Türk malları ile Ukrayna’dan Türkiye’ye ihraç edilen ürünler için gümrük kolaylıkları sağlanacak.

Anlaşma kapsamında, Ukrayna’dan Türkiye’ye ihraç edilen ürün gruplarının yaklaşık yüzde 84’ü için gümrük vergilerinin tamamen kaldırılması öngörülüyor. Hassas ürünlerde ise kota ve geçiş mekanizmaları uygulanacak.

Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın açıklamasına göre, Serbest Ticaret Anlaşması iki ülke arasındaki ticaret hacminin önemli ölçüde artırılmasını sağlayacak. Anlaşmayla ticaretin yaklaşık yüzde 90’ının serbestleştirilmesi ve iki ülke arasındaki ticaret hacminin 10 milyar dolara çıkarılması hedefleniyor.

Öte yandan, Türkiye ile Ukrayna arasındaki ticaret hacminin 2025’te yaklaşık 7,9 milyar dolar olduğu, Ukrayna’nın Türkiye’ye ihracatının ise 2,7 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği belirtiliyor.

Söz konusu anlaşma, Türkiye açısından özellikle tekstil, otomotiv, beyaz eşya, tarım ürünleri ve sanayi ürünleri alanlarında Ukrayna pazarında yeni fırsatlar yaratıyor.

Ukrayna ise özellikle metalurji ve ağır sanayi alanlarında Türkiye’ye yönelik sanayi ürünleri ihracatını artırmayı hedefliyor.

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 15-16 Temmuz tarihlerinde Kiev’e gerçekleştirdiği ziyaret, Ankara ile Kiev arasındaki ilişkilerin yalnızca ekonomik çerçeveyle sınırlı olmadığını gösterdi.

Fidan, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Dışişleri Bakanı Andriy Sibiga ve başmüzakereci Rüstem Umerov ile görüşmeler gerçekleştirdi.

Görüşmelerin gündeminde İstanbul müzakere formatının yeniden canlandırılması ihtimali, Karadeniz’de güvenlik meseleleri, enerji altyapısının korunması ve deniz ulaşımının güvenliği yer aldı.

Fidan, olası bir barış anlaşması kapsamında güvenlik garantilerinin kara, hava ve deniz olmak üzere üç bileşeni içermesi gerektiğini belirtti.

“Türkiye deniz bileşenini yönetmeyi kabul etti” diyen Fidan, bu yönde müttefik ülkelerin deniz kuvvetleriyle de çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti.

Ancak Türk tarafına göre burada söz konusu olan, Ukrayna’ya askeri birlik gönderilmesi değil. Türkiye’nin olası rolünün deniz mayınlarının temizlenmesi, deniz ulaşımının kontrolü ve ticari güzergâhların güvenliğinin sağlanmasını kapsayabileceği belirtiliyor.

Ankara’nın Karadeniz’deki faaliyetlerini artırması, Türkiye, Romanya ve Bulgaristan tarafından oluşturulan mayın temizleme mekanizmasıyla da bağlantılı.

Üç ülke, deniz alanlarını sürüklenen mayınlardan temizlemek ve ticari gemilerin güvenliğini sağlamak amacıyla 2024 yılında “MCM Black Sea” girişimini oluşturmuştu.

Bu adım, Türkiye’nin yalnızca diplomatik arabulucu rolünün ötesine geçerek bölgesel güvenlikte pratik bir aktör olmaya çalıştığını gösteriyor.

Bu bağlamda Montrö Sözleşmesi de önem taşıyor. Türkiye, sözleşme kapsamında savaş sırasında savaş gemilerinin Karadeniz’e girişini sınırlandırarak bölgesel dengelerin korunmasında önemli bir rol üstlendi.

Türkiye-Ukrayna iş birliğinin bir diğer önemli alanı ise savunma sanayisi.

İki ülke arasındaki savunma sanayisi iş birliği savaş öncesine dayanıyor. Türkiye’nin Baykar şirketi, Ukrayna’da yıllık yaklaşık 120 TB2 veya TB3 insansız hava aracı üretmesi planlanan bir üretim merkezinin kurulmasına başlamıştı.

Rusya’nın saldırılarına rağmen şirket, projeyi sürdürmeye hazır olduğunu açıklamıştı.

Kiev açısından bu iş birliği, teknoloji ve askeri üretim kapasitesine erişim anlamına gelirken, Ankara için yeni bir ihracat pazarı ve savunma sanayisinin uluslararası konumunu güçlendirme fırsatı sunuyor.

Kremlin ise Türkiye’nin bölgedeki artan rolüne temkinli yaklaşıyor. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rusya’nın Türkiye’nin barışçıl çözümün sağlanmasına yönelik çabalarını takdir ettiğini açıklamıştı.

Bununla birlikte, Rusya’daki bazı çevreler, Türkiye’nin Karadeniz’deki güvenlik sistemine olası katılımının Ankara’nın bölgedeki etkisini artırabileceği yönündeki endişelerini dile getiriyor.

Moskova açısından asıl zorluk, Türkiye’nin bir yandan enerji, turizm ve bölgesel meseleler alanlarında Rusya ile ilişkilerini sürdürürken, diğer yandan Ukrayna ile stratejik iş birliğini geliştirmesi.

Türkiye’nin politikası iki yönlü bir hedefe işaret ediyor: Bir yandan Moskova ile iletişim kanallarını açık tutmak, diğer yandan Kiev ile ilişkileri güçlendirmek ve savaşın sona ermesinin ardından şekillenecek bölgesel düzende rol almak.

Serbest Ticaret Anlaşması, savunma sanayisi iş birliği, Karadeniz’de güvenlik girişimleri ve olası yeniden yapılanma projeleri birlikte değerlendirildiğinde, Ankara’nın Ukrayna ile uzun vadeli bir ortaklık kurmaya çalıştığı görülüyor.

Şimdi temel soru, Türkiye’nin yalnızca arabulucu rolünde mi kalacağı, yoksa savaş sonrası Karadeniz düzeninin şekillenmesinde aktif bir aktör mü olacağı.

Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin bölgedeki etkisi yalnızca yürüttüğü müzakerelere değil, ekonomik, askeri ve diplomatik girişimlerini ne ölçüde kalıcı bir bölgesel varlığa dönüştürebileceğine de bağlı olacak.Türkiye-Ukrayna iş birliğinin bir diğer önemli alanı ise savunma sanayisi.

İki ülke arasındaki savunma sanayisi iş birliği savaş öncesine dayanıyor. Türkiye’nin Baykar şirketi, Ukrayna’da yıllık yaklaşık 120 TB2 veya TB3 insansız hava aracı üretmesi planlanan bir üretim merkezinin kurulmasına başlamıştı.

Rusya’nın saldırılarına rağmen şirket, projeyi sürdürmeye hazır olduğunu açıklamıştı.

Kiev açısından bu iş birliği, teknoloji ve askeri üretim kapasitesine erişim anlamına gelirken, Ankara için yeni bir ihracat pazarı ve savunma sanayisinin uluslararası konumunu güçlendirme fırsatı sunuyor.

Kremlin ise Türkiye’nin bölgedeki artan rolüne temkinli yaklaşıyor. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rusya’nın Türkiye’nin barışçıl çözümün sağlanmasına yönelik çabalarını takdir ettiğini açıklamıştı.

Bununla birlikte, Rusya’daki bazı çevreler, Türkiye’nin Karadeniz’deki güvenlik sistemine olası katılımının Ankara’nın bölgedeki etkisini artırabileceği yönündeki endişelerini dile getiriyor.

Moskova açısından asıl zorluk, Türkiye’nin bir yandan enerji, turizm ve bölgesel meseleler alanlarında Rusya ile ilişkilerini sürdürürken, diğer yandan Ukrayna ile stratejik iş birliğini geliştirmesi.

Türkiye’nin politikası iki yönlü bir hedefe işaret ediyor: Bir yandan Moskova ile iletişim kanallarını açık tutmak, diğer yandan Kiev ile ilişkileri güçlendirmek ve savaşın sona ermesinin ardından şekillenecek bölgesel düzende rol almak.

Serbest Ticaret Anlaşması, savunma sanayisi iş birliği, Karadeniz’de güvenlik girişimleri ve olası yeniden yapılanma projeleri birlikte değerlendirildiğinde, Ankara’nın Ukrayna ile uzun vadeli bir ortaklık kurmaya çalıştığı görülüyor.

Şimdi temel soru, Türkiye’nin yalnızca arabulucu rolünde mi kalacağı, yoksa savaş sonrası Karadeniz düzeninin şekillenmesinde aktif bir aktör mü olacağı.

Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin bölgedeki etkisi yalnızca yürüttüğü müzakerelere değil, ekonomik, askeri ve diplomatik girişimlerini ne ölçüde kalıcı bir bölgesel varlığa dönüştürebileceğine de bağlı olacak.

Kaynak: Ermeni Haber

Bölümdeki son haberler

Almanya: Güney Kafkasya’da barış ortak çıkarlarımıza hizmet ediyor

10 Ağustos 2026

Bakanlık ayrıca, Güney Kafkasya’da barış ve istikrarın ortak çıkarların gereği olduğunu vurguladı.

Fransa, Ermenistan ve Azerbaycan’ın barış anlaşmasını imzalayıp onaylamasını umuyor

10 Ağustos 2026

Fransa, Ermenistan ve Azerbaycan’ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne tam saygı çerçevesinde bu sürece aktif şekilde katkı sunmaya devam edecek.

Hrazdan’da AI fabrikası resmen açıldı

10 Ağustos 2026

Mikayelyan ayrıca AI fabrikasının inşasına yönelik toplam yatırım tutarının 5 milyar ABD doları olduğunu hatırlattı.

411

Recep Tayyip Erdoğan 2026’da Ermenistan’ı ziyaret edecek mi?

Kısa ve öz

  • Güncel Haberler
  • Hakkımızda
  • Kısa ve öz

2010-2025 © ermenihaber.am
Tüm hakları saklıdır

ERMENİ HABER AJANSI

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • Soykırım
  • Askeri
  • Politika
  • Ekonomi
  • Bölge
  • Karabağ
  • Kültür
  • Spor
  • Yazılar
  • Dünya
  • Toplum
  • Hukuki
  • Eğitim
  • Röportaj
  • Eski site
  • Hakkımızda

Copyright EH ermenihaber.am © 2015-2025
Tüm hakları saklıdır