Ermenistan Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının 35. yılı nedeniyle 14 Ekim Çarşamba günü İstanbul’da resmi bir resepsiyon düzenlendi. Dokuz yıl aradan sonra ilk kez yapılan Ermenistan Bağımsızlık Günü kutlamasına, Ermenistan Cumhuriyeti Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü Daimi Temsilcisi Nairi Petrosyan ev sahipliği yaptı. Türkiye’yi Dışişleri Bakan Yardımcısı Berris Ekinci temsil etti. Ekinci’nin katılımıyla Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde ilk defa bu düzeyde bir katılım gerçekleşmiş oldu. Konuşmalardan sonra Türkiye ve Ermenistan milli marşları peşpeşe çalındı.
İstanbul’un şiddetli yağış ve sel sularına teslim olduğu saatlerde, yani 14 Ekim Çarşamba günü Taksim’deki InterContinental Oteli’nde Türkiye Ermenistan ilişkilerini yakından izleyenler için önemli bir buluşma yaşandı.
Pek çok konuk trafik nedeniyle gecikse de Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü’nün İstanbul’daki Ermenistan Temsilcisi Nairi Petrosyan tüm konukları kapıda karşıladı. Ermenistan Cumhuriyeti’nin bağımsızlık günü yıldönümü, 9 yıl sonra ilk kez resmi düzeyde kutlanacaktı. Bu, devletten katılım da olacak anlamına geliyordu. Nitekim Dışişleri Bakan Yardımcısı Berris Ekinci ve diğer Dışişleri diplomatları hava ve yol koşulları nedeniyle zorlukla da olsa resepsiyona yetiştiler.
Geniş katılım
Resepsiyona geniş bir katılım oldu. Yabancı misyon şefleri, Türkiye Ermenistan Normalleşme Süreci Türkiye Temsilcisi Serdar Kılıç, Türkiye Ermeni toplumundan vakıf yöneticileri, Hrant Dink Vatfı Yönetim Kurulu Başkanı Rakel Dink resepsiyonda çoktan yerlerini almıştı. Ekümenik Patrik Bartholomeos, Türkiye Ermenileri Patriği Sahak Maşalyan, Ermeni Protestan Cemaati Ruhani Önderi Kirkor Ağabaloğlu da peşpeşe geldiler. Resepsiyon başlamadan hemen önce ev sahibi konumundaki Nairi Petrosyan günün anlamı üzerine Agos’a kısa bir açıklama yaptı ve şunları söyledi:
“Bu resepsiyon şu andaki normalleşme çabalarına dair sembolik bir adım. Yaklaşık dokuz yıldır İstanbul’da resepsiyon yapılmamıştı. Bu, normalleşme sürecinde bizlerle birlikte görev alan Türkiyeli üst düzey yetkililerin de başarısı. Ve bunlar, sürecin olumlu devam ettiğini kanıtlayan küçük adımlardır.”
“Önce komşular”
Tüm konuklar geldikten sonra dikkatler Petrosyan ve Ekinci’nin kürsüde yapacağı konuşmaya çevrildi. İlk sözü Petrosyan aldı, gelen tüm konuklara teşekkür etti ve Türkiye Ermenistan ilişkileri hakkında konuştu.
“Umudumuz, bu bölgede barış ve iş birliğinin hâkim olmasıdır” diyen Petrosyan “Ermenistan, komşularıyla olan ilişkilere en üst düzeyde öncelik veren ‘önce komşular’ politikasını benimsemiştir. Ermenistan Cumhuriyeti, bölgenin istikrarına yaptığı katkıyı; uluslararası barışın, istikrarın ve kalkınmanın pekiştirilmesindeki temel görevi olarak görmektedir” ifadelerini kullandı.
Petrosyan şöyle devam etti: “Son yıllarda, Ermenistan ile Türkiye arasındaki ikili diyalogta istikrarlı bir ilerleme gözlemleniyor. Niyetimiz, bu ilerlemenin üzerine yenilerini eklemek; iki ülke arasında mümkün olan her alanda iş birliğini teşvik etmek ve geliştirmektir.
Liderlerimiz Başbakan Paşinyan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, kısa süre önce New York’ta olduğu gibi, düzenli olarak bir araya geliyor. Dışişleri Bakanları Mirzoyan ve Fidan da, henüz birkaç gün önce gerçekleştirdikleri telefon görüşmesi dâhil olmak üzere, düzenli temas halindeler. Tüm bunlar, Ermenistan ve Türkiye’nin pek çok ortak çıkara sahip olduğunu kanıtlıyor. Dahası, her iki taraf da bu çıkarları ele almak ve bu doğrultuda karşılıklı fayda sağlayan çözümler geliştirmek için gerekli siyasi iradeye sahiptir. Temsilciliğimin, Ermenistan hükümeti adına düzenlediği bu kutlama, hem Ermenistan’ın hem de Türkiye’nin birlikte yöneldiği doğru istikamette atılmış, belki küçük ama önemli bir adımdır. Diyaloğumuz; ulaşım bağlantılarından eğitime, bilgi ve iletişim teknolojilerinden enerjiye kadar kelimenin tam anlamıyla her alanda genişliyor. İki hükümetimizin üstlendiği, sınırımızdaki Ani şehrine uzanan tarihi İpek Yolu Köprüsü’nü yeniden inşa etme projesi, iş birliğimizi tam olarak yansıtan, kapsamlı ve mükemmel bir simge niteliğindedir. Ermenistan; Basra Körfezi, Karadeniz ve Hazar Denizi arasındaki demiryolu ve dijital bağlantıları yeniden kurmayı hedefliyor. Bu, ilgili tüm ülkelere büyük faydalar vaat eden, küresel öneme sahip bir proje olacaktır.” Petrosyan sözlerini Ermenice “Yaşasın Ermenistan” diyerek bitirdi.
“Normalleşme sürecinin önemli bir yansıması”
Daha sonra sözü Dışişleri Bakan Yardımcısı Berris Ekinci aldı. “Bu resepsiyon, normalleşme sürecimizin önemli bir yansımasını oluşturuyor” diyen Ekinci sözlerine şöyle devam etti:
“Bu normalleşme sürecini, en üst düzeyde samimiyet ve kararlılıkla, tam normalleşmeye ulaşma nihai hedefi doğrultusunda ikili düzeyde yürütüyoruz. Bu bağlamda, ülkelerimiz arasındaki üst düzey ziyaretlerde son dönemde yaşanan artışın, ikili diyaloğumuzun güçlenmesine ve karşılıklı anlayışın geliştirilmesine önemli katkılarda bulunduğunu görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz.
Ayrıca ulaştırma, enerji, kültür alanlarında ve doğrudan ticaretin yeniden başlatılmasına yönelik pek çok somut adım attık. Atılan tüm bu adımlar, bölgemizin geleceğine büyük bir umut ve iyimserlikle bakmamız için bize güçlü gerekçeler sunuyor. Türkiye, Güney Kafkasya’da barışı, istikrarı ve normalleşme dinamiklerini her zaman desteklemiştir.
Bu akşam özellikle vurgulamak isterim ki, önümüzdeki dönemde de bu süreçlere samimi ve sarsılmaz desteğimizi sunmaya devam edeceğiz.”
En üst düzeyde katılım
Ekinci sözlerini Ermenistan’ı kutlayarak bitirdi. Ermeni Bağımsızlık Günü resepsiyonlarına Türkiye tarafından bugüne kadarki en üst düzeyde katılım, böylece gerçekleşmiş oldu.
Konuşmalar öncesi ve sonrasında herkesin aklında aynı soru vardı: Sınır yakında açılacak mı? Zira Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan, Varşova’da katıldığı bir forumda “Yarın sabah haberlerde ‘Ermenistan-Türkiye sınırı açıldı’ başlığını görebiliriz” demişti. Türkiye Dışişleri yetkilileri ise sürecin ilerlediğini vurgulamakla birlikte “Yarın sabah” konusunda temkinliydiler. Zaten Mirzoyan da bu cümleyi bir metafor olarak kullanmıştı.
Gecenin en önemli anlarından biri ise konuşmalar bittikten sonra Petrosyan ve Ekinci kürsüdeyken önce Ermenistan, sonra da Türkiye milli marşının çalınmasıydı. Bu esnada arkadaki ekrana sırayla Ermenistan ve Türkiye bayrakları yansıtıldı.
Resepsiyon katılan ve Türkiye Ermenistan ilişkilerinin geçmişini bilen herkes önemli bir ana tanık olduklarını bilincindeydi. Ben de öyle.
Kaynak: Agos



