“Uluslararası hukuk, uluslararası ilişkilerde belirli bir istikrarlı düzen olduğu zaman işler” diyen uluslararası ilişkiler uzmanı Vardan Poghosyan, “Ermenistan: Soykırımların kınanması ve önlenmesi mücadelesinin öncüsü” başlıklı panelde değerlendirmelerde bulundu.
Poghosyan’a göre, istikrarlı düzen genellikle büyük güçler arasında belli bir güç dengesi oluştuğunda ortaya çıkar. Tarih bunun böyle olduğunu göstermektedir.
Uzman, “Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi”nin, bu tür bir dengenin mevcut olduğu bir dönemde kabul edildiğini hatırlattı.
“Bugünkü duruma baktığımızda uluslararası ilişkilerin akışkan bir yapı içinde olduğunu görüyoruz. Bunun sonucunda uluslararası hukuk neredeyse işlevsiz hale gelmiş durumda. Uluslararası hukuk pek çok alanda uygulanıyor, ancak ‘siyasi’ olan kısımlarda devletler hukuku kendi çıkarlarına göre yorumlayarak sadece bir argüman aracı olarak kullanıyor” dedi.
1948 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen Sözleşmenin başlıca mimarının hukukçu Raphael Lemkin olduğunu hatırlatan Poghosyan, Lemkin’in “soykırım” terimini oluştururken Ermeni Soykırımı’nı doğrudan örnek aldığını vurguladı.
Poghosyan konuşmasında şu değerlendirmeyi yaptı:
“Soykırım Sözleşmesinin ideolojik kökeninin öncelikle 1915 Soykırımı’nın sonucu olduğunu gösteren ilk kanıt şudur: 24 Mayıs 1915’te İtilaf Devletleri – Büyük Britanya, Fransa ve Rus İmparatorluğu – Ermeni Soykırımı ile ilgili bir açıklama yapmış, elbette ‘soykırım’ kelimesini kullanmadan, 1915 ilkbaharında başlayan katliamları ‘insanlığa karşı suçlar’ olarak nitelendirmişlerdi.”
Kaynak: Ermeni Haber








