Ermenistan Tarih Müzesi’nde sergilenen Lçaşen Arabası; masif ahşap tekerlekleri, karmaşık zıvana sistemi ve tente iskeletiyle Geç Tunç Çağı mühendisliğini günümüze taşıyor.
Üstü kapalı arabalar veya vagonlar denince akla genellikle Amerikan “Vahşi Batı” efsaneleri gelir. Ancak bu ikonik taşıma formunun dünyadaki en iyi korunmuş antik örneği, aslında Ermenistan’da, 3.500 yıldır gün ışığına çıkmayı bekleyen bir Tunç Çağı mezarında bulundu.
Ermenistan’ın Lçaşen bölgesindeki seçkin bir nekropolde yürütülen kazılar, meşe ağacından imal edilmiş altı adet araba kalıntısını gün yüzüne çıkardı. Geç Tunç Çağı‘na (MÖ 15. – 14. yüzyıl) tarihlenen bu araçların her biri, iki aks üzerine oturtulmuş dört tekerlekli bir yapıya sahipti. Bulunan araçlardan ikisi açık düzenekteyken, diğer dördünün üst kısmında karmaşık bir iskelet yapısı mevcuttu. İşte bu kalıntılardan biri, bugün dünya genelinde erken dönem üstü kapalı arabaların en iyi korunmuş örneği olarak kabul ediliyor.
Bugün Yerevan’daki Ermenistan Tarih Müzesi’nde sergilenen Lçaşen Arabası, birbirine geçme ahşap parçalar ve bronz bağlantılardan oluşan bir zıvana sistemiyle tutturulmuş en az 70 parçadan meydana geliyor. Arkeolog Stuart Piggott, 1968 tarihli bir çalışmasında, arabanın tentesini taşıyan iskelet için en az 600 zıvana deliği açıldığını belirterek, bu aracın yapımındaki olağanüstü titizliğe ve zanaatkarlığa dikkat çekiyor.
Arabanın teknik özellikleri ise görenleri hayrete düşürüyor. Gövdesi yaklaşık 2 metre uzunluğunda. Tarihçi Christoph Baumer’in “Kafkasya Tarihi” (Bloomsbury, 2021) adlı eserinde belirttiği üzere, birbirine kenetlenmiş iki levhadan yapılan masif ahşap tekerleklerin her biri ise tam 160 santimetre yüksekliğinde.
Lçaşen arabasının keşfi, 1950’li yıllarda Sovyetler Birliği döneminde yaşanan bir tesadüfe dayanıyor. Bölgedeki tarım arazilerini sulamak amacıyla Sevan Gölü’nün bir kısmının boşaltılması, su altında kalmış bu tarih hazinesini ortaya çıkardı. Göl sularının çekildiği ovada, 500’den fazla mezar ve yüzlerce mezar eşyası içeren Geç Tunç Çağı’na ait devasa bir nekropol bulundu.
Arkeolog L.A. Petrosyan, 2016 yılında yaptığı bir çalışmada, bu nekropolün en ayırt edici özelliğinin; iki ve dört tekerlekli gerçek araçların yanı sıra, bu araçların bronzdan yapılmış minyatür modellerinin varlığı olduğunu belirtiyor.
Bazı iddiaların aksine Lçaşen arabası “dünyanın en eski” tekerlekli aracı değil; zira bu teknolojiye dair kanıtlar Mezopotamya’da Bakır Çağı’na (MÖ 4.500 ila 3.300) kadar uzanıyor. Ancak Lçaşen örneği, aks üzerindeki büyük tekerlekli ve üstü kapalı formun hem çok erken hem de günümüze dek kusursuz ulaşmış nadir temsilcisi. Bu teknolojinin Ermenistan’da mı icat edildiği, güneydeki Mezopotamya’dan mı yoksa kuzeydeki Rus bozkırlarından mı geldiği hala araştırılıyor.
Ermenistan Tarih Müzesi verilerine göre, tekerlekli araçlarla yapılan defin işlemleri Ermenistan’da Orta Tunç Çağı’nda (MÖ 2.400 ila 1.500) filizlenirken, Geç Tunç Çağı’nda ise zirve noktasına ulaştı. Bu dönemde söz konusu görkemli araçlar, sadece bir ulaşım vasıtası değil; ölen bir liderin kalıntılarını hem fiziksel hem de metaforik olarak ebedi istirahatgâhına, yani “öbür dünyaya” taşıyan kutsal birer tabut vazifesi görmüştü.
Kaynak: Ermeni Haber









