• Hakkımızda
  • Dünya
  • Toplum
  • Hukuki
  • Eğitim
  • Röportaj
  • Eski site
10 Nisan 2026
Ermeni haber ajansı
Kısa ve öz
No Result
View All Result
  • tr Türkçe
  • am Հայերեն
  • Soykırım
  • Askeri
  • Politika
  • Ekonomi
  • Bölge
  • Karabağ
  • Kültür
  • Spor
  • Yazılar
  • Soykırım
  • Askeri
  • Politika
  • Ekonomi
  • Bölge
  • Karabağ
  • Kültür
  • Spor
  • Yazılar
Ermeni haber ajansı
Kısa ve öz
tr Türkçe am Հայերեն

Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve siyasi dinamikler

17:09, 25 Şubat 2026
- Ana, Yazılar, ztr
Share on FacebookShare on Twitter

Türkiye’nin siyasi sistemi son yıllarda kapsamlı bir yeniden yapılanma sürecinden geçiyor. Cumhurbaşkanlığı seçimleri 2028 yılında yapılacak olsa da, iç siyasi gelişmeler — özellikle muhalefet cephesinde yaşanan süreçler — erken seçim ihtimalini yalnızca teorik bir tartışma olmaktan çıkararak fiili siyasi gündemin parçası haline getirmiş durumda.

Tartışmaların merkezinde ise tutuklu bulunan İstanbul’un muhalif eski belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yargı süreci, hukuki statüsü ve bunun Türkiye’deki muhalefet hareketinin geleceği üzerindeki etkisi yer almayı sürdürüyor. Aynı zamanda olası iktidar devri, anayasal sınırlamalar ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi geleceğine ilişkin sorular da bu sürece daha geniş bir bağlam kazandırıyor.

Türkiye anayasasında şu ifadelere yer verildi “Cumhurbaşkanı, kırk yaşını doldurmuş, yükseköğrenim yapmış, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip Türk vatandaşları arasından, doğrudan halk tarafından seçilir. seçilebilir.” Her ne kadar bu hukuki bir şart olsa da, mevcut konjonktürde siyasi açıdan kritik bir anlam kazanmış durumda.

18 Mart 2025’te İstanbul Üniversitesi, İmamoğlu’nun lisans diplomasını; 24 Temmuz’da ise yüksek lisans diplomasını iptal etti. Bu kararlar sonucunda ortaya çıkan hukuki engel, hakkında devam eden diğer davalar sürse dahi, İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığına aday olmasının önünü kapatmış oldu.

İmamoğlu daha önce yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmaya hazır olduğunu açıklamıştı. O tarihten itibaren artan siyasi faaliyetleri, kamuoyu desteği ve seçim başarıları, onu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en güçlü ve rekabetçi rakiplerinden biri haline getirmişti.

Muhalif çevrelerde, Ekrem İmamoğlu’nun diplomalarının iptal edilmesi, yolsuzluk suçlamaları ve terör örgütleriyle bağlantılı olduğu yönündeki iddiaların, onun kamuoyu nezdindeki güvenilirliğini azaltmayı ve seçilme ihtimalini sınırlandırmayı amaçladığı yönünde yaygın bir kanaat bulunuyor. Başka bir ifadeyle, rekabetçi siyasi alanın kontrol altına alınmasına hizmet eden hukuki ve idari araçların devreye sokulduğu ileri sürülüyor.

İmamoğlu etrafında şekillenen tablo üç temel düzlemde değerlendirilebilir:

Siyasi rekabet – İmamoğlu, Recep Tayyip Erdoğan’ın en önemli rakiplerinden biri olarak görülüyor. Büyükşehirlerde elde ettiği seçim zaferleri, iktidar partisinin geleneksel etki alanlarında dahi yenilgiye uğrayabileceğini ortaya koydu.

Kitleleri etkileme kapasitesi ve kamusal iletişim becerisi – Hem Erdoğan hem de İmamoğlu güçlü hitabet yeteneklerine sahip siyasetçiler olarak öne çıkıyor. Her iki isim de geniş toplumsal kesimler üzerinde etki yaratmayı başararak kitlesel destek elde etti.

Caydırıcı mesaj – İmamoğlu’nun tutuklanması ve maruz kaldığı hukuki baskılar, cumhurbaşkanlığı yarışına aday olabilecek diğer muhalif figürlere yönelik bir uyarı niteliğinde değerlendiriliyor.

Türkiye’nin ana muhalefet gücü olan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), karmaşık bir sürecin içinde bulunuyor. Parti Genel Başkanı Özgür Özel, geçen yıl aralık ayında bir Türk televizyon kanalına verdiği röportajda, partilerinin “A’dan Z’ye planının” hâlâ Ekrem İmamoğlu olduğunu açıklamıştı.

Ancak siyasi kulislerde, seçimlerin mevcut hukuki koşullar altında yapılması halinde İmamoğlu’nun diploma meselesi nedeniyle aday olamayacağı yönünde yaygın bir değerlendirme bulunuyor. Bu durum, CHP açısından yeni bir aday belirleme konusunda somut bir sorun yaratıyor.

Olası adaylar arasında ilk sırada, kamuoyu yoklamalarında sıklıkla yüksek oranlar elde eden ve muhafazakâr seçmenin bir bölümünden de destek alabileceği belirtilen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş yer alıyor. Ancak Yavaş’ın da benzer baskılara maruz kalabileceğine ilişkin endişeler dile getiriliyor.

Ayrıca Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in isimleri de gündeme geliyor. Bununla birlikte, bu iki ismin ulusal ölçekteki siyasi etkilerinin görece sınırlı olduğu ifade ediliyor.

MAK Danışmanlık Kamuoyu Araştırma Şirketi’nin Başkanı Mehmet Ali Kulat ise, CHP’nin nihai adayının Özgür Özel olabileceğini dile getirdi. Ancak bu senaryo resmi olarak doğrulanmış değil; bu da muhalefet cephesindeki belirsizliğin sürdüğünü gösteriyor. Öte yandan, ana muhalefet partisinin aday konusundaki belirsizliği bilinçli olarak koruduğu ihtimali de dışlanmıyor.

Daha önce eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ismi de olası bir “uzlaşı adayı” olarak gündeme gelmişti; ancak Gül, kamuoyuna yaptığı açıklamada böyle bir adaylık iddiasını reddetti.

Erdoğan’ın geleceği ve anayasal senaryolar

Recep Tayyip Erdoğan, 2003 yılından bu yana iktidarda bulunarak Türkiye’nin en uzun süre görev yapan lideri konumuna geldi. Görev süresi bakımından, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün görev süresini de geride bıraktı.

31 Mart 2024 yerel seçimleri öncesinde Erdoğan, söz konusu seçimlerin “son seçimleri” olduğunu ifade etmişti. Ancak 2018’den bu yana yürürlükte olan anayasal düzenlemeler, cumhurbaşkanlığı için en fazla iki dönem kuralını öngörmekle birlikte, üçüncü bir dönemin önünü açabilecek bazı mekanizmalar da içeriyor. Erdoğan 2025 yılında yeniden aday olmakla ilgilenmediğini açıklasa da, daha önce “millet isterse” tekrar aday olabileceğini dile getirmişti.

Anayasal açıdan bakıldığında, Erdoğan’ın görev süresinin uzatılmasına teorik olarak imkân tanıyabilecek birkaç mekanizma bulunuyor:

1.Anayasa değişikliği yoluyla dönem sınırlamasının yeniden düzenlenmesi,

2.Meclis kararıyla erken seçim ilan edilmesi,

3.Hukuki yorumlar üzerinden seçim sürecinin ertelenmesi,

4.Ulusal kriz koşullarında olağanüstü hâl ilan edilmesi.

Son iki seçeneğin görece düşük ihtimal taşıdığı değerlendiriliyor. Anayasa değişikliği için öncelikle 360 ila 400 milletvekilinin desteği gerekiyor. Mevcut tabloda, iktidardaki Cumhur İttifakı’nın parlamentodaki 337 sandalyesi dikkate alındığında, bu çoğunluğun sağlanması zor görünüyor.

Öte yandan, erken seçim kararı alınması halinde Türkiye Anayasası’nın 116. maddesi, cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi durumunda yeniden aday olmasına imkân tanıyor. Bu senaryo, Erdoğan’a üçüncü dönem için adaylık yolunu açabilecek bir seçenek olarak değerlendiriliyor.

Son resmi açıklamalara ve çeşitli kaynaklara göre, Türkiye’nin iktidar partisi Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2027 yılı Kasım ayında yeniden aday olabilmesi için Meclis’ten erken seçim kararı çıkarmayı hedefliyor. Bu tarih, normal takvime göre 2028 Haziran’ında yapılması öngörülen seçimlerden yaklaşık altı ay öncesine denk geliyor.

Gerekli çoğunluğu sağlamak amacıyla iktidar ittifakının bağımsız milletvekillerinin oylarını kazanmak için çeşitli siyasi mekanizmaları devreye sokabileceği belirtiliyor. Söz konusu senaryoda, Kürt siyasi hareketine yakın Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) desteği de ihtimaller arasında yer alıyor. DEM Parti’nin Meclis’te 56 sandalyesi bulunuyor. Ancak bu desteğin, siyasi pazarlık çerçevesinde mümkün olabileceği ifade ediliyor. Bu kapsamda, halen tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılması olası bir koşul olarak dile getiriliyor.

İktidar kulislerinde bir diğer senaryo da konuşuluyor. Buna göre Erdoğan’ın, 2027 yılı Ekim ayına kadar uygun bir siyasi konjonktürde erken seçim kararı alabileceği belirtiliyor. İddialara göre Erdoğan, seçim tarihini avantajın kendi lehine olduğuna kanaat getirdiği bir anda belirleyecek. Ancak yaptırdığı kamuoyu yoklamaları ve analizler seçim kaybına işaret ederse, Ekim 2027’de anayasa değişikliği gündeme getirilerek parlamenter sisteme dönüş önerisinin sunulabileceği öne sürülüyor.

AK Parti çevrelerinde, ana muhalefet gücü Cumhuriyet Halk Partisi’nin cumhurbaşkanı adayı olarak Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı gösterebileceği değerlendirmesi yapılıyor. CHP’nin seçimleri kazanması halinde ise, halen tutuklu bulunan cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na başbakanlık teklif edilebileceği ileri sürülüyor.

Öte yandan, cumhurbaşkanlığı makamının 2028’den önce boşalması durumunda anayasa gereği 45 gün içinde yeni seçim yapılması gerekiyor. Ancak AK Parti içinde halefiyet mekanizmasının net biçimde kurumsallaşmadığı ifade ediliyor. Olası halefler arasında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar ve oğlu Bilal Erdoğan’ın isimleri anılıyor. Bu tablo, iktidar elitleri içinde potansiyel bir rekabet ihtimaline işaret ediyor.

Türkiye’de erken seçim yapılabilmesi, Meclis kararı ve siyasi uzlaşı gerektiriyor. Mevcut güç dengeleri dikkate alındığında, iktidar bloğu dışındaki oylar olmadan bu çoğunluğun sağlanması zor görünüyor. Ayrıca görevdeki Cumhurbaşkanı’nın yeniden aday olabilmesi, ancak belirli anayasal değişiklikler ya da Cumhurbaşkanının en fazla iki dönem görev yapabileceğini düzenleyen 101. maddenin yeniden yorumlanması veya değiştirilmesiyle mümkün olabilir.

Öte yandan erken seçim talebi bizzat muhalefet tarafından da dile getiriliyor. Ana muhalefet partisinin lideri, Meclis’te erken seçim kararının oylanması halinde her an “evet” oyu vermeye hazır olduklarını açıkladı. Bu nedenle erken seçim meselesi yalnızca muhalefetin talebi değil; aynı zamanda anayasal sınırlamalar ile siyasi hesapların iç içe geçtiği karmaşık bir süreç olarak değerlendiriliyor.

Erken seçim takvimiyle ilgili tartışmaların, Türkiye’de 2026–2027 döneminde beklenen ekonomik istikrar süreciyle de bağlantılı olduğu ifade ediliyor.

Mevcut siyasi tablo çerçevesinde hem iktidara yakın hem muhalefete yakın hem de bağımsız araştırma şirketleri kamuoyunun siyasi eğilimlerini ölçmek amacıyla düzenli anketler gerçekleştiriyor.

İktidara yakın Genar Araştırma şirketinin “Bugün seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz?” sorusuna katılımcıların yüzde 34,8’i Adalet ve Kalkınma Partisi’ne (AK Parti), yüzde 31,5’i Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP), yüzde 9,3’ü Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’ne (DEM Parti), yüzde 8’i Milliyetçi Hareket Partisi’ne (MHP) ve yüzde 4,7’si İYİ Parti’ye oy vereceğini belirtti.

Muhalefete yakın Gündemar Araştırma şirketinin verilerine göre ise CHP yüzde 33,33 ile ilk sırada yer alırken, katılımcıların yüzde 28,56’sı iktidar partisine oy vereceğini ifade etti.

“Recep Tayyip Erdoğan ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş arasında bir yarış olması halinde kime oy verirsiniz?” sorusuna verilen yanıtlar ise şu şekilde dağıldı: Erdoğan yüzde 40,8; Yavaş yüzde 49.

Türkiye’nin siyasi sistemi bugün, hukuki ve siyasi araçların iç içe geçerek iktidar ile muhalefet arasındaki dengeleri etkilediği bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Ekrem İmamoğlu etrafında oluşan tablo — diplomalarının iptali ve hakkında yürütülen yargı süreçleri — siyasi rekabetin kontrol altına alınmasında hangi hukuki mekanizmaların devreye sokulabildiğini ve muhalefetin hareket alanını sınırlandırmaya yönelik hangi araçların kullanılabildiğini ortaya koyuyor.

Muhalefet açısından bu durum, yeni bir aday belirleme ve siyasi stratejiyi yeniden şekillendirme yönünde ciddi bir meydan okuma anlamına geliyor. Aynı zamanda mevcut siyasi tablo, yukarıda değinilen diğer senaryolara kıyasla erken seçim ihtimalinin giderek daha olası hale geldiğine işaret ediyor.

Genel çerçevede değerlendirildiğinde, bu gelişmeler Türkiye’nin iç siyasi alanının karmaşık ve esnek bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor. Hukuki, idari ve toplumsal dinamikler birlikte siyasi sürecin yönünü belirliyor. İmamoğlu dosyası ve muhalefet adayları etrafındaki tartışmalar, bu sistemsel sınırlamaların ve siyasi hesaplaşmaların somut bir örneği olarak öne çıkıyor ve özellikle olası bir erken seçim süreci üzerinden ülkenin siyasi geleceğini şekillendirme potansiyeli taşıyor.

Kaynak: Orbeli.am

Bölümdeki son haberler

Ararat Mirzoyan: ”Bakü’deki Ermeni tutuklular serbest bırakılmalı”

10 Nisan 2026

Ermenistan Dışişleri Bakanı, Estonyalı mevkidaşı ile ortak basın toplantısı düzenlendi.

Ermenistan sivil toplum temsilcileri, kara sınırının belirlenmiş bölümünden Azerbaycan’a gitti

10 Nisan 2026

Sivil toplum temsilcileri barış sürecinin mevcut durumu ele alarak kendi ülkelerinde gerçekleştirdikleri faaliyetleri ve sonuçlarını sunacaklar.

32 km’lik Kacaran-Agarak yol kesiminde inşaat çalışmaları hızlı tempoda devam ediyor

10 Nisan 2026

Bu yol kesimi, Ermenistan Cumhuriyeti Hükümeti ve Avrasya İstikrar ve Kalkınma Fonu’nun finansmanı ile inşa ediliyor.

Next Post

Ermenistan’da Ocak ayında ekonomik aktivite yüzde 7.6 arttı

317

Recep Tayyip Erdoğan 2026’da Ermenistan’ı ziyaret edecek mi?

Foto

Foto

Ermenistan sivil toplum temsilcileri, kara sınırının belirlenmiş bölümünden Azerbaycan’a gitti

10 Nisan 2026

En Çok Okunan

Ana

Paskalya: Ermeni Kilisesi’nde Dirilişin Bayramı

4 Nisan 2026
Toplum

Ermenistan’da son anket sonuçları açıklandı: Partilerin oy oranları belli oldu

7 Nisan 2026
Toplum

Bilimsel Araştırma: Gürcü ve Kafkas Albanyası alfabeleri Ermeni alfabesinden türemiş olabilir

2 Nisan 2026
Politika

Putin: Karabağ çevresindeki durum hassasiyetini koruyor

2 Nisan 2026

Kısa ve öz

  • Güncel Haberler
  • Hakkımızda
  • Kısa ve öz

2010-2025 © ermenihaber.am
Tüm hakları saklıdır

ERMENİ HABER AJANSI

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • Soykırım
  • Askeri
  • Politika
  • Ekonomi
  • Bölge
  • Karabağ
  • Kültür
  • Spor
  • Yazılar
  • Dünya
  • Toplum
  • Hukuki
  • Eğitim
  • Röportaj
  • Eski site
  • Hakkımızda

Copyright EH ermenihaber.am © 2015-2025
Tüm hakları saklıdır