Ermenistan Parlamento Seçimleri takip etmek için bir grup Türk gazeteci, Uluslararası Hrant Dink Vakfı’nın diyalog ve izleme programı kapsamında Yerevan’da bulundu. Türk gazeteciler arasında gazeteci ve Hrant Dink Vakfı Türkiye-Ermenistan İlişkileri Diyalog Programları Koordinatörü Burcu Karakaş da yer alıyordu. Ermeni Haber Ajansı seçimlerle ilgili Burcu Karakaş ile özel bir röportaj gerçekleştirdi.
– Ermenistan’daki seçim sürecini genel olarak nasıl değerlendiriyorsunuz ve izlenimleriniz neler oldu?
– Öncelikle hem Ermenistan hem Ermenistan-Türkiye ilişkileri hem de bölge açısından önemli olması nedeniyle seçimleri Yerevan’da takip edebilme fırsatı bulduğumuz için şanslıydık. Seçim atmosferinin Türkiye’dekinden oldukça farklı olduğunu söyleyebilirim. Türkiye’de halen seçim süreçleri oldukça hareketli geçiyor. Ancak Ermenistan’da seçim süreci gördüğümüz kadarıyla daha sakin bir seyirdeydi. Nikol Paşinyan’ın 5 Haziran’da Cumhuriyet Meydanı’ndaki mitingine katılma imkanımız da olduk. Bize aktarılanlardan çıkardığım genel izlenim, seçim sürecinde barış söyleminin karşılık bulmuş olması.
– Seçim sürecini ve sonuçlarını Türk kamuoyuna nasıl aktardınız?
– Ermenistan’dan döndükten sonra Açık Radyo yayınına ve Medyascope kanalında Youtube programına katılarak Türkiye kamuoyu ile seçime dair izlenimlerimi paylaştım. Yerevan’daki toplantı ve görüşmelerimizde, bölgesel bir Ermeni kimliğinin yeniden nasıl tanımlanabileceği konusunun, Ermenistan’ın Rusya ile ilişkilerdeki yeni boyutunun ve Ermenistan’ın Avrupa entegrasyonunun öne çıkan başlıklar arasında yer aldığını aktarmaya çalıştım. Seçim sonuçlarının yalnızca Ermenistan iç siyaseti açısından değil, Ermenistan-Türkiye ilişkilerinin seyri bakımından da önemli ipuçları taşıdığını vurgulamaya özen gösterdim.
– Türk kamuoyu, Ermenistan seçimlerine nasıl tepki verdi?
– Türkiye’de Ermenistan seçimlerine yoğun bir ilgi olduğunu söyleyemeyiz ancak Paşinyan’ın zaferi sonrası ikili ve bölgesel ilişkileri nelerin beklediği konusunda merak uyandığını ifade edebiliriz. Bu ilgisizlik hali, sadece Türkiye’nin halihazırda yaşadığı siyasi, ekonomik ve toplumsal krizlerden kaynaklanmıyor. Aynı zamanda iki ülke arasındaki iletişim kopukluğunun bir yansıması olarak da görülebilir. Hrant Dink Vakfı’nın diyalog programları tam da bu kopukluğu gidermeye yönelik olarak hayata geçiyor: Komşu ülkede yaşanan siyasi dönüşümlerin yalnızca uzman çevrelerin radarına girmekle kalmayıp Türkiye kamuoyunda da yankı bulması hedeflerimizden biri…
– Sizce bu seçimler, Ermenistan-Türkiye ilişkilerinin normalleşme sürecini nasıl etkiler? Bu süreçten beklentileriniz nelerdir?
– Seçimlerin tek başına normalleşmenin kaderini belirleyeceğini söylemek doğru olmaz ancak Ermenistan’ın siyasi manevralarını etkileyeceği de bir gerçek. Seçim sonuçlarının Ermenistan’daki mevcut siyasi dengeleri pekiştirmesi, normalleşme sürecine de olumlu bir ivme kazandırabilir. Son seçimlerin, yıllardır kırılgan bir gidişat izleyen Ermenistan-Türkiye ilişkilerinde yeni bir sayfa açılmasına vesile olmasını umuyorum. Her şeyden önce barışa ve normalleşmeye somut katkılar sunmasını, kapalı kapıların aralanmasını ve iki toplum arasındaki diyalog yollarının genişlemesini diliyorum. Bu süreçte basının ve sivil toplumun önemli rol oynayabileceği kanaatindeyim. Herkesin üzerine düşeni yerine getirmesi durumunda, insan temasına ve karşılıklı anlayışa dayalı kalıcı bir köprü kurulabileceğine inanıyorum.
Kaynak: Ermeni Haber









