36 NATO Zirvesi, 7-8 Temmuz 2026 tarihleri arasında Türkiye’nin başkenti Ankara’da gerçekleştirildi. Zirveye NATO üyesi 32 ülkenin devlet ve hükümet başkanları katıldı NATO Zirveleri, İttifak tarafından alınan kararlar doğrultusunda üye ülkelerde dönüşümlü olarak düzenlenmektedir. 2026 yılında ise zirveye ev sahipliği yapan ülke Türkiye oldu. Bu, Türkiye’nin 22 yıl aradan sonra ev sahipliği yaptığı ikinci NATO Zirvesi oldu. İlk Zirvesi ise 28-29 Haziran 2004 tarihlerinde İstanbul’da düzenlendi.
Ankaradaki zirveye ABD Başkanı Donald Trump, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ve İttifak üyesi diğer ülkelerin liderleri katıldı. Zirvenin gündeminde Rusya-Ukrayna Savaşı, Orta Doğu’daki gelişmeler, Avrupa güvenlik mimarisinin geleceği, savunma sanayisinin güçlendirilmesi, askeri harcamaların artırılması, terörle mücadele ve siber güvenlik konuları ele alındı.
Ayrıca, müttefiklerin hedefleri kapsamında savunma harcamalarının GSYH’nin yüzde 5iine çıkarılması ve Avrupa ülkelerinin askeri üretimi artırmalarının teşvik edilmesi de ele alındı




NATO’nun gelişim süreci kamuoyunda genel olarak üç farklı dönem üzerinden değerlendiriliyor. Bu dönemler genellikle “NATO 1.0”, “NATO 2.0” ve “NATO 3.0” yaklaşımlarıyla ifade edilmektedir.
NATO 1.0: Soğuk Savaş Dönemi
İlk dönem, Soğuk Savaş yıllarını kapsıyor.Bu süreçte NATO’nun temel amacı Sovyetler Birliği tehdidine karşı kolektif savunmayı sağlamak oldu.
NATO 2.0: Soğuk Savaş Sonrası Dönem
Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte NATO’nun güvenlik yaklaşımında önemli değişiklikler yaşandı. Bu döenmde Doğu Avrupa ülkeleri NATO’ya katılarak ittifak genişledi.İç savaşlar ve terörle mücadele operasyonları gündemin önemli başlıkları arasında yer aldı. Bu dönem, klasik devletler arası savaş ihtimalinin düşük görüldüğü ve güvenlik önceliklerinin çeşitlendiği yıllar olarak değerlendiriliyor.
NATO 3.0 yaklaşımı ise önceki iki dönemin bazı unsurlarını günümüz şartlarına uyarlamayı hedefliyor.
Avrupa’nın konvansiyonel savunmada daha fazla sorumluluk üstlenmesi, ABD’nin nükleer caydırıcılık ve lojistik destek rolünü sürdürmesi, savunma harcamalarının operasyonel askeri kapasiteye dönüştürülmesi, Rusya ile Batı arasındaki gerilimin tırmanması, Rusya-Ukrayna Savaşı, siber tehditlerin artması ile Çin’in küresel etkisinin güçlenmesi.
NATO Zirvesi Türkiye için neden önemliydi?
Türkiye, İttifak’a üye olduğu 1952 yılından bu yana çoğunlukla çevre (periferik) bir ülke olarak değerlendirilmiştir. Ancak son on yılda Türkiye’nin uluslararası rolü ve ağırlığı önemli ölçüde artmış; “köprü ülke” konumundan, farklı çatışmaların çözümünde arabuluculuk rolü üstlenen “merkez ülke” konumuna doğru ilerlemiştir. Türkiye’nin hedefi, NATO içinde vazgeçilmez aktörlerden biri olarak konumunu güçlendirmek ve İttifak’ın temel karar alma süreçlerinde daha etkin bir rol üstlenmektir.
Zirve sırasında Ankara açısından en önemli ve en çok tartışılan konuların başında, Türkiye’nin F-35 savaş uçağı programına yeniden dönüp dönmeyeceği veya bekleme sürecinde kalmaya devam edip etmeyeceği yer aldı. Hatırlanacağı üzere Türkiye, Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın alması nedeniyle 2019 yılında programdan çıkarıldı.
Trump, zirve kapsamında yaptığı açıklamada, Türkiye’nin F-35 programına dönüşünü değerlendirmeye hazır olduğunu ve Türkiye’ye yönelik uygulanan CAATSA yaptırımlarının kaldırılacağını belirtti. Trump, “Dostlarımıza karşı yaptırım uygulamak istemiyoruz” ifadelerini kullandı.
Ancak Trump’ın daha önce yaptığı açıklamalardan, bu kez Türkiye için olumlu bir gelişmenin yaşanabileceği ve Ankara’ya “yeşil ışık” yakılacağı yönünde bir beklenti oluşmuştu Trump, Erdoğan’ı mutlu edeceğini’ söyledi
Öte yandan, Aralık 2025’te ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, Trump ile Erdoğan arasındaki olumlu ilişkilerin F-35 savaş uçaklarının tedariki konusunda daha verimli görüşmeler yapılmasına imkân sağladığını ifade etmişti.



Zirvenin Türkiye açısından önemi, Trump’ın uzun süredir beklenen ve kritik öneme sahip açıklamayı bizzat Ankara’da yapmış olmasıydı. F-35 programına dönüş, yalnızca Türkiye’nin askeri kapasitesinin güçlenmesi anlamına gelmeyecek, aynı zamanda Ankara’nın NATO içindeki stratejik konumunu da pekiştirecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Bu da Türkiye’nin ulaşmayı hedeflediği temel amaçlardan biri olarak öne çıkıyor.
Dolayısıyla Türkiye, savunma sanayisi, askeri kapasitesi ve stratejik konumu sayesinde NATO çerçevesinde daha önemli bir aktör haline gelmektedir. Türkiye, yalnızca NATO’nun gelecekteki güvenlik mimarisinin bir parçası olan bir üye ülke olarak değil, aynı zamanda İttifak’ın stratejik yönelimlerini etkileyebilecek bölgesel bir güç olarak değerlendirilebilir.
Türkiye’nin NATO Zirvesi’nden bir diğer beklentisi ise, Avrupa güvenliği ve caydırıcılığı için oluşturulması planlanan mekanizmalara dahil olmaktı. Erdoğan yönetimi, Türkiye’nin İttifak içindeki merkezi rolünü ve Türkiye ile iş birliğinin hem Avrupa hem de transatlantik güvenlik açısından önemli olduğunu göstermeye çalışmaktadır. Bu yaklaşım, Türkiye’nin Avrupa ülkeleriyle ve Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerini daha da güçlendirmesine olanak sağlayabilir ve uzun vadede AB üyeliği hedefi açısından yeni fırsatlar yaratabilir.
Sonuç olarak Ankara’daki NATO Zirvesi, Türkiye için sıradan bir uluslararası etkinlik değildi. Zirve, Ankara için Türkiye’nin NATO açısından stratejik önemini yeniden vurgulama, savunma sanayisi ve F-35 programı konusundaki çıkarlarını ilerletme ve Avrupa güvenlik mimarisinin Türkiye’nin katılımı olmadan tam anlamıyla şekillenemeyeceği yönündeki görüşünü ortaya koyma fırsatı oldu.
Yazar: Ani Galstyan
Kaynak: Ermeni Haber




