Monument Watch’tan uyarı:
“Ekibimiz Azerbaycan’ın tarihsel gerçekleri çarpıtmaya yönelik girişimlerine her zaman yanıt vermiyor. Azerbaycan’ın Ermeni karşıtı politikasının bir aracı olan tarih propagandasının temel yöntemi, farklı düzeylerdeki ‘uzmanların’ ve yetkililerin açıklamalarına dayanıyor. Tarihî ve kültürel gerçekler ile alandaki tanınmış ve ciddi araştırmalar onlar için hiçbir anlam taşımıyor. Görünüşe göre her şey açık ve bilinen gerçekleri sürekli tekrarlamaya gerek yok. Ancak bu kez Azerbaycan’ın sahnelediği gösteri, yöntem açısından yeni bir boyut kazandı: ülkede görev yapan yüzlerce uluslararası diplomatik temsilci, çeşitli anıtların münferit ayrıntılarının ‘Albanyalılaştırılmasına’ ilişkin üst düzey bir yetkilinin küçümseyici ve uydurma açıklamaları ve bunları sözde ‘bilimsel olarak açıklayan’ kişiler… Bu nedenle bu kez Ermeni mirasının Kafkas Albanyası mirasına ait olduğunun en çarpıcı ve ‘tartışılmaz’ kanıtları olarak sunulan dört vakayı doğrudan ele almaya karar verdik.
11-12 Eylül 2026 tarihlerinde Azerbaycan, ülkede akredite 58 ülke ve 9 uluslararası kuruluşun temsilcilerinden oluşan yaklaşık 150 kişilik bir heyeti Dağlık Karabağ’a götürdü. Yabancı diplomatlar ziyaretin ikinci günü olan 12 Eylül’de, Orta Çağ’dan kalma Ermeni Gandzasar ve Dadivank manastır komplekslerini ziyaret etti. Azerbaycan makamları tarafından düzenlenen ziyarette heyete, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve Cumhurbaşkanlığı İdaresi Dış Politika Dairesi Başkanı Hikmet Hacıyev eşlik etti.
Ziyaret sırasında Azerbaycan tarafı Gandzasar ve Dadivank’ı ‘Kafkas Albanyası’nın Hristiyan mirasının bir parçası olarak tanıttı. Bu gösterinin bir bölümünde, Dadivank’taki küçük kubbeli kilisenin duvarlarına yerleştirilmiş haçkarlar, Rızvan adlı yarı cahil bir kişi tarafından uluslararası heyetin üyelerine, Artsakh’ın bağımsız olduğu yıllarda Karvaçar’da bulunan hayalî bir atölyede sirke içinde eskitilmiş yeni haçkarlar olarak tanıtıldı. Ayrıca Dadivank’ın kış koşullarında eski haçkarların bu kadar iyi korunmuş görünmesinin imkânsız olduğu ileri sürüldü ve benzeri iddialar dile getirildi (video bağlantısı). Bu tür hezeyanları gerçekmiş gibi sunmak için hastalıklı bir hayal gücüne sahip olmak gerekir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki eski yapı taşlarının, haçkarlar da dâhil olmak üzere, kilise yapılarında yeniden kullanılması Orta Çağ Ermeni mimarisinde yaygın bir uygulamaydı. Küçük kubbeli Dadivank Kilisesi, Artsakh’ta bu uygulamanın yaygın olduğu zorlu bir dönemde, 13. yüzyılın sonlarında inşa edildi. Handaberd Manastırı, Khadar Manastırı ve Koşik Anapat gibi yapılar da buna örnek gösterilebilir. Söz konusu küçük kubbeli kilisede haçkarların yanı sıra değirmen taşı da yapı malzemesi olarak kullanılmıştır.
İkinci olarak, kilisenin duvarlarında yeniden kullanılan haçkarlar arasından yedisinde tarihli kitabeler bulunmaktadır. Bu kitabeler 1172-1190 yıllarına aittir. Söz konusu haçkarlar, Artsakh’ın bağımsızlığından onlarca yıl önce incelenmiş, belgelenmiş ve kitabeleri yayımlanmıştır.
Örneğin, bu haçkarlardan ikisinin kitabeleri M. Ter-Movsisyan tarafından 1911’de kopyalanmış ve 1938’de yayımlanmıştır (bkz. Ermenistan’ın Üç Büyük Manastırı: Tatev, Haghartsin ve Dadi Kiliseleri ile Manastır Yapıları, Kudüs, 1938, s. 83, 96; kitabelerden birinin fotoğrafı ve yazıtı için bkz. görseller 2 ve 3). Haçkarların önemli bir bölümündeki kitabeler ise Sedrak Barkhudaryan tarafından 1960’larda kaydedilmiş ve 1982’de yayımlanmıştır.
Zaten eski olan haçkarları ‘eskitmenin’ ne anlamı olabilir? Sayıları yaklaşık 50-60 bine ulaşan Ermeni haçkarlarının hiçbirinin eskitilmeye ihtiyacı yoktur. Doğal olarak, bu tür bir saçmalığın doğrulanmış tek bir örneği bile bulunmamaktadır.
Üçüncü olarak, küçük kilisede söz konusu edilen haçkarlar, kabartmaların daha iyi korunmasını sağlayan daha sert bir taş türü olan bazalttan yapılmıştır. Burada şaşılacak ne var? Örneğin, Yukarı Haçen’e kıyasla çok daha sert iklim koşullarına sahip Geğarkunik bölgesindeki 9-10. yüzyıllara tarihlenen en eski haçkarlar, bazalttan yapıldıkları için son derece iyi korunmuştur. Tüf, felsit veya kireç taşından yapılan haçkarların kabartmalarının ise daha fazla aşındığı bilinmektedir. Haçkarlar hakkında en temel bilgilere bile sahip olmayanlara ne söylenebilir ki?
Azerbaycan’ın tarih propagandasının tercih ettiği yöntemler; bilgili görünerek uydurmalar ve gevezelik yapmak, yarı cahil kişileri bilimsel otorite gibi sunmak, ‘Albanyalılaştırma’ politikasına pek katkı sağlayacak gibi görünmüyor.
Yanıtımız
Azerbaycan yönetiminin Orta Çağ’dan kalma Ermeni kiliselerini, manastırlarını, kitabelerini, el yazmalarını ve diğer kültürel varlıklarını sistematik biçimde ‘Kafkas Albanyası’ mirası olarak sunması, Ermeni mirasını sahiplenmeye ve onun kimliğini inkâr etmeye yönelik sistematik bir politikadır.
Dadivank örneğinde bu miras, yabancı diplomatlara ‘Kafkas Albanyası’na aitmiş gibi tanıtılırken Ermenilerin tarihî varlığı ve bunu kanıtlayan bulgular, sonradan yapılmış ‘müdahaleler’ veya ‘sahtecilikler’ olarak gösterilmektedir. Bu politika, Azerbaycan’ın 2020-2023 yılları arasında Dağlık Karabağ üzerinde askerî kontrol sağlaması ve Ermeni nüfusun zorla yerinden edilmesi bağlamında da değerlendirilmelidir.”
Kaynak: Ermeni Haber




