• Hakkımızda
  • Dünya
  • Toplum
  • Hukuki
  • Eğitim
  • Röportaj
  • Eski site
20 Nisan 2026
Ermeni haber ajansı
Kısa ve öz
No Result
View All Result
  • tr Türkçe
  • am Հայերեն
  • Soykırım
  • Askeri
  • Politika
  • Ekonomi
  • Bölge
  • Karabağ
  • Kültür
  • Spor
  • Yazılar
  • Soykırım
  • Askeri
  • Politika
  • Ekonomi
  • Bölge
  • Karabağ
  • Kültür
  • Spor
  • Yazılar
Ermeni haber ajansı
Kısa ve öz
tr Türkçe am Հայերեն

Ermeni yer adlarının Türkleştirilmesi: Tarihin yeniden yazılması mı, özel bir strateji mi?

12:10, 20 Nisan 2026
- Ana, Röportaj, ztr
Share on FacebookShare on Twitter

Ermenistan-Rusya Üniversitesi Gazetecilik Bölümü öğrencisi İzabel Zakaryan, Türkolog Elen Kokçyan ile Ermeni yer adlarının Türkçeleştirilmesi politikası üzerine bir röportaj gerçekleştirdi. Türkolog, sürecin tarihsel temellerini, uygulanan yöntemleri ve bunun Ermenistan’ın kültürel kimliği ile güvenliği üzerindeki olası etkilerini değerlendirdi. Ermenihaber.am röportajın tamamını sunmaktadır.

– Azerbaycan ve Türkiye, Ermeni yerleşimlerinin isimlerini değiştirerek bunları Türkçe ve Azerbaycanca isimlerle değiştirmeye yönelik sistematik bir politika izliyor. Sizce bu tür adımlar, Ermenistan’a yönelik toprak iddialarının bir yansıması olarak değerlendirilebilir mi?

– Yer adlarının Türkleştirilmesi, Türkiye yönetimlerinin demografik politikasının temel unsurlarından biri olmuş ve olmaya devam etmektedir. 13. yüzyıla kadar uzanan bu süreç, yalnızca dilsel değil, aynı zamanda siyasi ve kültürel saiklerin de her zaman toprak kontrolü ve tarihî mirasın yeniden tanımlanması yönünde kullanıldığını göstermektedir. Osmanlı İmparatorluğu ve onun devamı olan Türkiye’nin son iki yüzyıllık pratiği, yer adlarının Türkleştirilmesinin planlı ve örgütlü bir nitelik taşıdığını ortaya koymaktadır. Bu, yalnızca demografik yapıyı değiştirme politikası değil, aynı zamanda devletin kültürel kimliği kontrol etme ve tarihi kendi çıkarları doğrultusunda yeniden yazma çabasının da bir göstergesidir.

“Büyük kardeş” olarak nitelendirilen Türkiye’nin örneğini takip eden Azerbaycan da Ermeni topraklarına yapay Azerbaycan isimleri vermektedir. Bu durum, Ermenistan’ı hedef alan yayılmacı politikanın bir parçasıdır. Çok sayıda yerleşim yerinin Türkleştirilmesi süreci, şüphesiz Çarlık Rusyası haritalarıyla da ilişkilidir; Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de zaman zaman bu haritalara atıfta bulunarak daha eski yerli Ermeni isimlerini görmezden gelmektedir. Öte yandan, herhangi bir yer adı için Azerbaycanca bir versiyon bulunamadığında, tarihî ve kültürel kontrol algısı yaratmak amacıyla uydurma isimler de kullanılmaktadır.

– Türkiye ve Azerbaycan taraflarının iddia ettiği gibi, Türkçe yer adlarının Ermeniceleştirildiği örnekler oldu mu?

– Tarihî veriler, Azerbaycan ve Türkiye’nin iddialarının aksine, Türkçe yer adlarının Ermeniceleştirilmesinin geniş çaplı veya devlet tarafından planlanmış bir süreç olmadığını göstermektedir. Çoğu durumda, haritalarda veya resmî kullanımda yer alan Ermenice isimler, Türkçe adların kitlesel bir şekilde değiştirilmesini değil, tarihî Ermeni yerleşimlerinin yerli adlarını ifade etmektedir. Dolayısıyla bu iddialar, Azerbaycan ve Türkiye’nin ileri sürdüğü şekilde doğrulanmış ve sistematik bir politika olarak değerlendirilemez.

– Yeni yer adları hangi dilsel ilkelere göre oluşturuluyor? Örneğin Ermenice isimlerin Türkçeye çevrilmesi mi yapılıyor, yoksa yerel unsurlarla bağlantılı yeni sözcükler mi türetiliyor?

– Yeni yer adlarının oluşturulmasında birkaç yöntem kullanılmıştır. İlk olarak, Ermenice isimler konuşma dilindeki Türkçeye çevrilmiştir; örneğin Tandzut ismi Armudlu haline getirilmiştir. Bu durumda eski ismin anlamı korunmuş, ancak biçimi değiştirilmiştir. İkinci yöntem, mevcut isimlerin tamamen yeni adlarla değiştirilmesidir. Özellikle Hristiyan kutsal mekânlarına ait yerleşimlerde yeni isimler verilmiştir. Ayrıca Ermeni yer adlarının Türkçe etimolojisini oluşturma girişimleri de yapılmış, isimler yalnızca dilsel değil aynı zamanda siyasi gerekçelere uyarlanarak tarihî bağlardan koparılmış formlara dönüştürülmüştür.

– Sizce Ermenistan, yerleşim adlarının tarihî özgünlüğünü korumak için hangi adımları atmalıdır? Bu konuda daha fazla bilimsel araştırma yapılması, konunun uluslararası platformlara taşınması, devlet söylemine dahil edilmesi veya eğitim ve bilgilendirme faaliyetlerinin geliştirilmesi mi daha etkili olur?

– Ermenistan, yerleşim adlarının tarihî özgünlüğünü korumak ve yeniden tesis etmek için çok yönlü bir yaklaşım benimsemelidir. İlk olarak bilimsel araştırmaların sürdürülmesi ve genişletilmesi gerekmektedir; çünkü yer adları yalnızca dilsel unsurlar değil, aynı zamanda kültürel kimlik ve tarihî hafızanın bilimsel kanıtlarıdır. İkinci olarak, bu konunun uluslararası platformlarda aktif şekilde gündeme getirilmesi önemlidir; böylece gerçek durumun tanınması ve çarpıtma girişimlerine karşı farkındalık oluşturulabilir. Üçüncü olarak, tarihî yer adlarının devletin resmî söylemine dahil edilmesi, ulusal kimlik ve kültürel mirasın bir parçası olarak ele alınmalıdır. Son olarak, eğitim ve kamu bilgilendirme faaliyetleri geliştirilerek, toplumun kendi tarihî mirasını tanıması ve koruması sağlanmalıdır.

– Yer adlarının kökeninin değiştirilmesi “yumuşak güç” aracı olarak değerlendirilebilir mi? Eğer öyleyse, bu tür politikaların zamanla Ermenistan’a karşı bir baskı aracına ve hatta olası yeni bir saldırganlığa dönüşme ihtimali ne kadar yüksektir?

– Evet, yer adlarının değiştirilmesi “yumuşak güç” aracı olarak değerlendirilebilir. Bir devlet tarihî isimleri kendi oluşturduğu isimlerle değiştirdiğinde, bu durum doğrudan şiddet kullanılmadan kültürel kimlik üzerinde etki yaratır ve söz konusu bölgenin kontrol altında olduğunu gösterir. Bu politikanın devam etmesi halinde, zaman içinde insan hakları, kültürel değerler ve hatta siyasi baskı araçları üzerinden bir baskı mekanizmasına dönüşebilir. Bu doğrudan askeri bir saldırı değildir, ancak ileride toprak iddiaları veya daha ciddi baskılar için zemin oluşturabilir.

– Yeni coğrafi terimlerin meşrulaştırılması için bilimsel bir temel gereklidir. Türkiye ve Azerbaycan’ın bu tür araştırmalara büyük önem verdiği ve bunları kendi tezlerini desteklemek için aktif şekilde kullandığı bilinmektedir. Bu bağlamda, sizce Ermenistan bu konulara yeterince önem veriyor mu?

– Elbette, yeni coğrafi terimlerin temellendirilmesinde bilimsel çalışmalar büyük önem taşımaktadır. Türkiye ve Azerbaycan bu tür araştırmalara ciddi önem vererek kendi pozisyonlarını güçlendirmektedir. Ermenistan’ın durumu ise kısmen farklıdır ve bu alandaki bilimsel ve kurumsal kapasitenin henüz tam olarak yeterince kullanılmadığı söylenebilir. Süregelen tehditler karşısında yalnızca araştırmaların artırılması değil, aynı zamanda elde edilen bilimsel verilerin uluslararası platformlarda, devlet söyleminde ve eğitim sisteminde daha etkin şekilde kullanılması gerekmektedir.

– Tüm bunlar vatanseverlik bağlamında değerlendirilebilir mi? Türkiye’de bu kavramın oldukça gelişmiş olduğu ve kültürel kimliği koruma açısından, hatta bazı kültürel unsurlar başka yerlerden alınmış olsa bile, büyük önem taşıdığı görülmektedir.

– Bu süreçler çoğu zaman “vatanseverlik” olarak sunulsa da, aslında daha çok devlet tarafından yönlendirilen bir politikadır. Türkiye ve Azerbaycan’da “vatanseverlik” kavramı, çoğu zaman kendi kültürünü korumaktan ziyade, başkalarının tarihini ve kültürel mirasını yeniden tanımlama ve sahiplenme aracı olarak kullanılmaktadır.

Açıkça Ermeni kökenli kültürel unsurların sahiplenilmesi ve tarihî yer adlarının yapay isimlerle değiştirilmesi, sağlıklı bir vatanseverlik değil, tarihî gerçekliğin bilinçli şekilde yeniden yazılmasıdır.

Dolayısıyla burada söz konusu olan, değerlerin korunması değil; iç kamuoyunu konsolide etmeye ve uluslararası düzeyde tarihsel gerçekliği çarpıtmaya yönelik politik bir araç setidir.

– Günümüzde Ermeni yer adlarının Türkleştirilmesi Ermenistan açısından ne ölçüde bir sorun teşkil etmektedir? Bu durum kültürel soykırım olarak değerlendirilebilir mi?

– Ermeni yer adlarının Türkleştirilmesi bugün de Ermenistan için ciddi bir sorun olmaya devam etmektedir. Yer adları yalnızca tarihi değil, aynı zamanda kültürel kimliği de taşır; bunların çarpıtılması yoluyla başka devletler Ermeni mirasını kendi lehlerine yeniden tanımlamaya çalışmaktadır. Bu sürece, kültürel soykırım perspektifinden yaklaşmak mümkündür; çünkü amaç, doğrudan fiziksel şiddet olmaksızın kültürel ve tarihsel kimliği ortadan kaldırmak ya da yer değiştirmesini sağlamaktır. Bu süreç, yalnızca tarihî gerçekliği değil, aynı zamanda Ermeni kültürü ve kimliği üzerinde uzun vadeli etkiler yaratma riski taşımaktadır.

– Türkiye’nin Ermenistan’a karşı aktif olarak kullandığı “yumuşak güç” araçları nelerdir? Türk kaynaklı hibrit tehditler bu politikanın bir parçası olarak değerlendirilebilir mi? Son dönemde Türkiye merkezli internet siteleri ve bazı gazeteciler aracılığıyla Ermenistan’a karşı çok sayıda dezenformasyon kampanyası yürütüldüğü görülmektedir.

– Türkiye, Ermenistan’a karşı kültürel, bilgiye dayalı ve siyasi alanlarda bir dizi “yumuşak güç” aracı aktif şekilde kullanmaktadır. Bu kapsamda tarihî ve kültürel mirasın yeniden yorumlanması, yer adlarının Türkleştirilmesi ve medya ile hükümetler arası platformlar üzerinden belirli mesajların yayılması yer almaktadır.

Türk kaynaklı hibrit tehditler de bu politikanın bir parçası olarak değerlendirilebilir. Son dönemde Türkiye merkezli internet siteleri, medya kuruluşları ve bazı gazeteciler aracılığıyla Ermenistan’a yönelik uluslararası algıyı etkilemeyi ve ülkenin itibarını zayıflatmayı amaçlayan çok sayıda dezenformasyon kampanyası gözlemlenmektedir.

Bu durum, “yumuşak güç” politikasının sistematik ve uzun vadeli bir strateji olarak uygulandığını göstermektedir. Etkisi yalnızca bilgi alanıyla sınırlı kalmamakta, aynı zamanda siyasi ve kültürel alanlara da yayılmaktadır.

Kaynak: Ermeni Haber

Bölümdeki son haberler

Çin’de insansı robotlar yarı maraton dünya rekorunu kırdı

20 Nisan 2026

Pekin'de ikinci kez düzenlenen, insanlar ve insansı robotların aynı parkurda yan yana yarıştığı koşu yarışı, spor ve teknolojinin ilginç buluşmasına...

Ermenistan Başbakanı: Dengeli dış politika sayesinde bugün barış var

20 Nisan 2026

Paşinyan, muhalefetin kendisini “Türkiye veya Azerbaycan yanlısı” olmakla suçladığını hatırlattı.

2025 Avrupa’nın en iyi grekoromen güreşçisi Ermenistan temsilcisi

20 Nisan 2026

Avrupa Güreş Kongresi sırasında, Malkhas Amoyan, 2025 yılının Avrupa’da Grekoromen stilin en iyi güreşçisi olarak resmen seçildi.

322

Recep Tayyip Erdoğan 2026’da Ermenistan’ı ziyaret edecek mi?

Zaten oy kullandınız.

Evet (50%)
50 %
Hayır (36%)
36 %
Tahmin edilemez (14%)
14 %

Foto

Foto

Ermenistan sivil toplum temsilcileri, kara sınırının belirlenmiş bölümünden Azerbaycan’a gitti

10 Nisan 2026

En Çok Okunan

Ana

Elazığ Valisi, Paskalya dolayısıyla Ermeni toplumunu ziyaret etti

13 Nisan 2026
Toplum

Ermenistan’da son anket sonuçları açıklandı: Partilerin oy oranları belli oldu

7 Nisan 2026
Ana

Azerbaycan, ilk kez Ermenistan’dan ithalat yaptı

16 Nisan 2026
Ana

Ermenistan Ulusal Kahramanı Monte Melkonyan hakkında “Monte” filmi çekiliyor

18 Nisan 2026

Kısa ve öz

  • Güncel Haberler
  • Hakkımızda
  • Kısa ve öz

2010-2025 © ermenihaber.am
Tüm hakları saklıdır

ERMENİ HABER AJANSI

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

No Result
View All Result
  • Soykırım
  • Askeri
  • Politika
  • Ekonomi
  • Bölge
  • Karabağ
  • Kültür
  • Spor
  • Yazılar
  • Dünya
  • Toplum
  • Hukuki
  • Eğitim
  • Röportaj
  • Eski site
  • Hakkımızda

Copyright EH ermenihaber.am © 2015-2025
Tüm hakları saklıdır