Geçtiğimiz günlerde “Agos” gazetesi, Türkiye Milli Eğitim Bakanlığı müfettişlerinin İstanbul’daki Ermeni okullarında denetim gerçekleştirdiğini ve okul müdürlerine, okulların artık Ermenistan’dan gelen “misafir öğrencileri” kabul edemeyeceğinin bildirildiğini yazmıştı. Buna göre, hâlihazırda bu okullarda eğitim gören Ermenistan vatandaşı çocukların eğitimlerine devlet okullarında devam etmesi gerekiyor.
Bu durumla ilgili Türkiye’de faaliyet gösteren İnsan Hakları ve Mazlumlarla Dayanışma Derneği (MAZLUMDER) tarafından da açıklama yapılmıştı. Olası kısıtlamayı eleştiren dernek, yıllardır uygulanan düzenlemeden vazgeçilmesinin ve çocukların eğitim süreçlerinin kesintiye uğratılmasının eğitim hakkını ihlal edebileceğine dikkat çekmişti.
Region Monitor, konuyla ilgili MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı ve insan hakları savunucusu Ali Öner ile görüştü.
Öner, Türkiye’de yaşayan Ermenistan vatandaşı çocukların Ermeni okullarında eğitim alma hakkından mahrum bırakılacağı yönündeki iddiaları değerlendirirken, çocukların eğitim hakkının vatandaşlıklarına, ebeveynlerinin hukuki statüsüne veya devletler arasındaki siyasi ilişkilere bağlı olamayacağını vurguladı.
Öner, “Çocuğun eğitim hakkı ebeveynlerinin statüsüne bağlı bir hak değildir. Bu, çocuğun doğduğu andan itibaren sahip olduğu temel bir haktır ve hiçbir zaman elinden alınamaz” dedi.
Öner’e göre Türkiye’deki yasal düzenlemeler bazı durumlarda uluslararası kurallara dayanıyor olsa da MAZLUMDER eğitimi, vatandaşlık, etnik köken veya diğer hukuki statülerden bağımsız olarak her çocuğun temel hakkı olarak değerlendiriyor.
“Bu, tartışma veya pazarlık konusu olamaz. Çocukları, ülkeler arasındaki siyasi anlaşmazlıklara ya da ilişkilerdeki iniş çıkışlara feda edilebilecek bir grup olarak görmek kesinlikle kabul edilemez” diye konuştu.
Türkiye’nin onayladığı uluslararası anlaşmaların, çocuk haklarını düzenleyen belgeler de dahil olmak üzere, çocuğun üstün yararının öncelikli tutulmasını ve eğitim hakkının ayrımcılık yapılmaksızın kullanılmasını öngördüğünü hatırlatan Öner, devletlerin çocukların statüsünden kaynaklanan sorunları onları eğitimden mahrum bırakarak değil, haklarını koruyan çözümler geliştirerek çözmesi gerektiğini söyledi.
Sorunun çözümünün geciktirilmesinin başka hak ihlallerine de yol açabileceğini belirten Öner, “Çocuğun üstün yararı tüm idari işlemlerin üzerinde tutulmalıdır. Çocukların eğitimine erişiminin önündeki hukuki veya idari engellerin neler olduğu, neden bu okullara devam edemedikleri ve neden kendilerine mezuniyet belgeleri verilmediği derhal açıklığa kavuşturulmalıdır. Ardından bu engeller ortadan kaldırılmalıdır” ifadelerini kullandı.
Öner, eğitim sürecinin kesintiye uğramasının çocukların geleceğini, sosyal gelişimini, psikolojik refahını ve topluma uyum sağlama imkanlarını olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu. Bu nedenle konunun acil bir çözüm gerektirdiğini belirtti.
Öte yandan Öner, MAZLUMDER’in şu ana kadar kısıtlamadan doğrudan etkilenen veya olası değişiklikten etkilenme riski bulunan çocukların sayısına ilişkin net bir veriye sahip olmadığını söyledi. Derneğin konudan basın aracılığıyla haberdar olduğunu ve Agos ile iletişime geçtiğini, ancak mağdur ailelerden henüz doğrudan başvuru almadığını belirtti.
“Bir, onlarca veya daha fazla sayıda çocuktan söz edilip edilmediğini bilmiyoruz. Bir insan hakları kuruluşu olarak belirli bir vaka hakkında değerlendirme yapabilmemiz için sorunla karşı karşıya kalan kişilerle doğrudan iletişim kurmamız gerekiyor” diye açıkladı.
Öner, konuyla ilgili kendilerine başvuracak ailelere hukuki ve idari destek sağlama konusunda hazır olduklarını belirtti. MAZLUMDER’in ailelerin karşı karşıya kaldığı engelleri incelemeye, sorunu ilgili kurumlara taşımaya ve kamuoyuna yönelik girişimlerle ailelere destek olmaya hazır olduğunu ifade etti.
Türk insan hakları savunucusu ayrıca, gerekli hukuki statüye sahip olmaları halinde Ermenistan vatandaşı çocukların Türkiye’deki devlet okullarında eğitim görebileceğini belirtti. Ancak sorunun yalnızca eğitimin fiziksel olarak devam etmesiyle sınırlı olmadığını vurguladı. Devlet okuluna geçiş, çocukların ana dillerinde eğitim alma, kendi kültürleriyle bağlarını sürdürme ve Ermeni toplumu ile ilişkilerini koruma imkanlarını kaybetmelerine yol açabilir.
Bunun yanı sıra ulus devletlerin göçmen çocukları genel eğitim sistemine dahil etme politikalarının, azınlıkların dilsel ve kültürel özelliklerinin zamanla kaybolmasına neden olabileceğini belirten Öner, “Ulus devlet mantığı çerçevesinde azınlıklar ve ‘ötekiler’ çoğu zaman asimile edilir ve görünmez hale gelir. Bu durum Türkiye de dahil olmak üzere farklı ülkelerde yaşanıyor” dedi.
Öner’e göre dernek, Türk makamlarından çocukların eğitimlerinin kesintisiz devam etmesini, gerekli eğitim belgelerini alabilmelerini ve sosyal ve psikolojik gelişimlerinin zarar görmemesini sağlayacak bir çözüm bekliyor.
“Bir çocuk okula giderken ‘Şimdi ne olacak?’ diye düşünmek zorunda kalmamalı. Aileler bize başvurursa bu sürecin takipçisi olacağız. Bir insan hakları kuruluşu olarak hiçbir çocuğun zarar görmemesi için elimizden gelen tüm çabayı göstermeye hazırız” diye konuştu.
İstanbul’daki Ermeni okullarının 2012 yılından bu yana Ermenistan vatandaşı çocukları Türkiye’nin “Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği” kapsamında kabul ettiği belirtiliyor. Söz konusu düzenleme, yabancı ülke vatandaşlarının “misafir öğrenci” statüsünde eğitim görmesine, ancak diploma alma hakkı olmamasına imkan tanıyor. Bu uygulama Ermeni okullarında yaklaşık 14 yıldır yürürlükte.
Kaynak: Ermeni Haber



