Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) Ermeni esirleri temsil eden avukat ve Uluslararası ve Karşılaştırmalı Hukuk Merkezi Başkanı Siranuş Sahakyan, Bakü’de tutuklu bulunan Ruben Vardanyan’ın AİHM’ye taşınan davası, Azerbaycan’daki yargı süreci ve uluslararası hukuk mekanizmalarının rolü üzerine konuştu.
– Sayın Sahakyan, Ruben Vardanyan’ın davasıyla ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne resmi başvuruda bulunduğunuzu öğrendik. Vardanyan, Azerbaycan’daki üst mahkemeye itiraz etmeyi, yargı sürecini bir “hukuk tiyatrosunun devamı” olarak gördüğü için reddetmişti. Diğer 15 Ermeni tutuklunun dosyasında ise temyiz süreci devam ediyor ve sona yaklaşmış görünüyor. Beklentileriniz nelerdir?
– 15 kişinin davasında askeri mahkemenin kararının korunacağı öngörülebilir. Azerbaycan’daki hiçbir mahkeme, etnik Ermenilerin ihlal edilen haklarının korunması için etkili bir mekanizma olamaz. Özellikle de Dağlık Karabağ (Artsakh) ihtilafıyla bağlantılı davalarda böyle bir beklenti gerçekçi değildir.
Ruben Vardanyan’ın dosyasında ise başvurumuz AİHM’e sunuldu. Çünkü adaletin ve temel hakların en baştan reddedildiği, yargılamanın ise yürütme organının siyasi kararlarını uygulayan bir prosedüre dönüştüğü bir sistem içinde hak aramak mümkün değildir. Ailesi aracılığıyla karar metnine ulaştık, bunu İngilizceye çevirerek ilgili belgelerle birlikte Mahkemeye sunduk. AİHM’nin kendi usulleri çerçevesinde başvuruyu işleme almasını bekliyoruz.
– Bu durumda ilk kez mahkeme kararının tamamını inceleme imkânı buldunuz, öyle mi?
Evet. Kararı okur okumaz duruşmaların neden uluslararası gözlemciler ve yabancı basın mensupları olmadan kapalı yapıldığı da açıkça anlaşıldı. Karar metni, bir yılı aşkın soruşturma ve yaklaşık bir yıl süren yargılama boyunca, savcılığın kendi ortaya attığı suçlamaları dahi mantıklı biçimde temellendiremediğini gösteriyor.
Karşımızda profesyonellikten uzak, dağınık ve hukuki açıdan ciddi eleştirilere açık bir belge var. Buna “mahkeme kararı” deniliyor ve Ermeni tutuklular fiilen bu belgeye dayanılarak hukuka aykırı şekilde rehin tutuluyor.
– Açıklamanızda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin sekiz maddesinin ihlal edildiğini belirttiniz. Hangi maddelerden söz ediyoruz?
İhlaller, Sözleşme’nin temel hükümlerini kapsıyor. Öncelikle, Sözleşme’nin 6. maddesiyle güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlali söz konusu. Üstelik ihlaller bu maddenin üç fıkrasının tamamını kapsıyor. Tek başına bu ihlal bile tüm yargılamanın ve verilen kararın hukuki geçerliliğini tartışmalı hale getiriyor.
Bunun yanı sıra ayrımcılık yasağı ve siyasi saiklerle hakların sınırlandırılmasının yasaklanmasına ilişkin hükümler kapsamında da ihlal iddiaları bulunuyor.
Mahkeme kararına göre Ruben Vardanyan, Azerbaycan Ceza Kanunu’nun 21 maddesi kapsamında 41 ayrı suçtan suçlu bulundu.
Gerçekte ise kararda Vardanyan’ın bireysel suçluluğunu ortaya koyan herhangi bir somut olgu ya da delil bulunmuyor.
Mahkeme bunun yerine, Dağlık Karabağ’daki tanınmamış Artsakh yönetimini “suç örgütü” olarak nitelendirmiş ve bu yapının 1988 yılından beri faaliyet gösterdiği sonucuna varmıştır. Kararda ayrıca Vardanyan’ın bu yapıya Aralık 2020’de katıldığı ileri sürülmektedir. Oysa o tarihte Moskova’da yaşıyordu.
Mahkeme, daha sonra Artsakh devlet kurumlarına verdiği desteğin, onu söz konusu “örgüte” atfedilen tüm “suçlardan” sorumlu hale getirdiğini iddia ediyor.
Kararda cinayetler, cinayete teşebbüs mağdurları, zorla yerinden edilen kişiler, zorla kaybedilmeler, işkenceye uğradığı iddia edilen tutuklular ve rehinelerden de söz ediliyor. Ancak bu olayların büyük kısmının, Vardanyan’ın Artsakh’ta herhangi bir devlet görevi üstlenmesinden ya da bölgede yaşamaya başlamasından yıllar önce meydana geldiği ve kendisiyle hiçbir bağlantısının bulunmadığı görülüyor.
Vardanyan’a doğrudan atfedilen eylemler ise esas olarak Kasım 2022-Şubat 2023 döneminde Artsakh Devlet Bakanı olarak görev yapması ile Mayıs-Eylül 2023 arasında yürüttüğü faaliyetlerden oluşuyor.
Mahkeme, bu görevi kabul etmesini “iktidarı zorla ele geçirmek”, ticari ve hayır faaliyetlerini “yasadışı girişimcilik ve terörizmin finansmanı”, Laçin Koridoru üzerinden Dağlık Karabağ’a girişini ise “Azerbaycan devlet sınırını yasa dışı geçmek” olarak değerlendirmiştir.
Buna karşın kararda, Vardanyan’ın öldürme, işkence, zorla yerinden etme veya sivillere saldırı yönünde verdiği herhangi bir somut emir ya da bu eylemlere kişisel katılımını kanıtlayan tek bir delil dahi yer almamaktadır.
– Sayın Sahakyan, AİHM başvuruyu kabul etse bile Azerbaycan bu kararı uygulayacak mı? Son yıllarda uluslararası kurumların etkisiz kaldığı görüldü. Azerbaycan, AKPM ve Avrupa Parlamentosu kararlarını uygulamadı, birçok uluslararası çağrıyı ve hatta Uluslararası Adalet Divanı’nın kararlarını dahi görmezden geldi. Buna rağmen Avrupa Birliği liderleri Ursula von der Leyen ve Kaja Kallas, Azerbaycan Cumhurbaşkanı’nı önemli bir ortak olarak nitelendiriyor.
Mevcut uluslararası ortamda uluslararası hukukun, temel insan haklarının ve demokratik değerlerin jeopolitik çıkarların gerisinde kaldığını kabul etmek üzücü. Ancak hukuki mücadeleyi küçümsememek, umutsuzluğa kapılmamak ve bu mücadeleden vazgeçmemek gerektiğine inanıyorum.
Bir hukukçu olarak uluslararası hukuki süreçlere büyük önem veriyorum. Bu süreçlerin sonuçlarının er ya da geç etkisini göstereceğine inanıyorum. AİHM önünde olumlu bir karar elde etmek için gerekli tüm hukuki dayanaklara sahip olduğumuz konusunda da son derece eminim.
Kaynak: Ermeni Haber



