Ermenistan’ın eski Dışişleri Bakanı Zohrab Mnatsakanyan, “Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Yolu” (TRIPP) projesinin hayata geçirilme imkanlarına, bunun Ermenistan için stratejik önemine ve uygulanması sürecindeki zorluklara ilgili makale kaleme aldı. EVN Report’ta yayımlanan makalesinde Mnatsakanyan, TRIPP projesi etrafında Ermenistan’da yürütülen kamu tartışmalarının hem sınırlı hem de yanlış yönlendirilmiş olduğuna dikkat çekti.
Mnatsakanyan, kamu söyleminde Ermenistan’ın egemen topraklarının 43 kilometrelik bir kesimine aşırı odaklanılmasını ve projeye gerçek anlamını kazandıran daha geniş jeopolitik ve ekonomik değişimlere yeterince önem verilmemesini hatalı buldu.
TRIPP’in yalnızca yerel bir altyapı düzenlemesi olmadığını vurgulayan eski dışişleri bakanı şunları kaydetti: “Bu, Ermenistan için çok daha geniş anlamda bir fırsat penceresidir. Bu proje, jeopolitik gerilimler ve tedarik zinciri aksaklıklarının hükümetleri ve işletmeleri Asya ile Avrupa arasındaki mal akışını yeniden düşünmeye zorladığı bir dönemde, Avrasya ticaret yollarının daha geniş çaplı yeniden yapılanmasının bir parçasıdır.”
Ermeni diplomatın değerlendirmesine göre, bu dönüşümün merkezinde Çin’i Orta Asya, Güney Kafkasya ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayan sözde Orta Koridor, yani Trans-Hazar güzergahı yer alıyor, böylece, Rusya üzerinden geçen kuzey güzergâhının yaptırımlar nedeniyle kısıtlandığı, Süveyş Kanalı’ndan geçen geleneksel deniz yollarının ise sürekli güvenlik riskleriyle karşı karşıya olduğu bir dünyada, alternatiflerin varlığı hızla stratejik bir unsura dönüşmektedir.
Eski bakana göre, bu bağlamda TRIPP ayrıca, Ermenistan’a Doğu-Batı yönünde gelişen ticaret ağlarına erişim imkanı sunmakta ve doğru şekilde kullanılması halinde ülkenin uzun süredir devam eden ekonomik izolasyonunu azaltarak, bağlantının yeniden güç kaynağı haline geldiği bir bölgede önemini artırabilir.
“Ancak fırsat, dahil olmayı garanti etmez. Azerbaycan ve Türkiye’deki altyapı gelişmeleri, Ermenistan’ı tamamen bypass eden alternatif güzergahların oluşabileceğini öngörüyor. Dolayısıyla risk yalnızca TRIPP’in yanlış yönetilmesi değil, aynı zamanda ülkenin etrafında şekillenen sistemde ikincil konuma düşmesidir. Bu sonuçtan kaçınmak, daha geniş bir stratejik yaklaşım gerektirir. Sadece transit geçiş nadiren sürdürülebilir ekonomik değer yaratır. Bunun, demiryolu, karayolu ve lojistik yatırımlarıyla ve bölgesel tedarik zincirlerine entegrasyonla desteklenmesi gerekir. Ermenistan’ın Kuzey-Güney Karayolu Koridoru ve Türkiye ile yeniden tesis edilecek kara ve demiryolu bağlantıları tamamlayıcı değil, ülkenin bölgenin gelişen ulaşım mimarisine anlamlı biçimde katılıp katılamayacağını belirleyen merkezi unsurlardır.”
TRIPP’in hayata geçirilmesiyle bağlantılı uzun vadeli fırsatların da bulunduğunu belirten Mnatsakanyan, bunun yalnızca Washington’daki tek bir yönetimle bağlantılı olmadığının altını çizdi. “Avrupa ve ABD’de uranyum ve lityum dahil olmak üzere kritik minerallere yönelik artan talep, Orta Asya’nın kaynak potansiyeline dikkat çekmektedir. Etkili bölgeler arası güzergahlar bu kaynakları küresel pazarlara bağlayabilir” diye sözlerine ekledi.
Güney Kafkasya’ya gelince ise, eski bakan, TRİPP’in bölge içi ticaretin teşviki ve çeşitlendirilmesi potansiyeli, salt ekonomik boyutun ötesinde, bölgesel entegrasyon ve uzun vadeli, sürdürülebilir güvenlik için güçlü bir temel sunduğunu aktardı. Bu konuda jeopolitik sınırlamaların da en az bunun kadar önemli olduğunu belirterek yeni ticaret koridorlarıın kaçınılmaz olarak etkiyi yeniden dağıttığını vurguladı.
“Mevcut transit güzergahlardan ekonomik ve stratejik kazanç sağlayan Rusya ve İran’ın bu gelişmeleri tarafsız biçimde değerlendirmesi beklenemez. Bu ülkelerin tepkileri; ekonomik, siyasi ya da başka türden. TRIPP’in faaliyet göstereceği ortamı şekillendirecektir. Bu nedenle Ermenistan için mesele transitin risk oluşturup oluşturmayacağı değil, bunun bir kaldıraç unsuruna dönüştürülüp dönüştürülemeyeceğidir. Bu da izlenecek politikalara bağlıdır. Egemenliğe dar bir çerçevede odaklanmak gerekli olmakla birlikte tek başına yeterli değildir. Altyapı gelişimini ekonomik ve dış politika ile uyumlu hale getiren, bağlantı ile güç arasındaki etkileşimi dikkate alan daha bütüncül bir strateji gereklidir.”
Mnatsakanyan’a göre dar anlamda askeri ve siyasi çerçevede algılanan ve büyük güçlerden beklenen korumaya dayanan güvenlik garantileri defalarca yetersizliğini kanıtlamıştır, güvenlik garantileri ve koruma ise, çıkarlara dayanır. Büyük güçlerin çıkarlarının değişken olduğunu ve zamanla dönüştüğünu belirten eski bakan ayrıca şunları kaydetti:
“Bu tür garantiler, şüpheli bir koruma sağlar. En iyi ihtimalle, korunan taraf için bağımlılık ve daha fazla güvenlik kırılganlığı yaratır. Bağlantısallık ve çeşitlendirme, bölgesel ve küresel tedarik ve değer zincirlerine güçlü entegrasyon, Ermenistan’ın hem bölgesel hem de küresel düzeyde önemini artırmayı amaçlar.”
Ermeni diplomatınca, bu önem, küresel aktörlerin egemenliğin, bölgesel barışın, istikrarın ve öngörülebilirliğin korunmasına yönelik ortak çıkarının kaynağıdır ve sağlam ulusal güvenliğin temelini oluşturur. Üç bölgesel güçten stratejik eşit mesafe politikası, bu hedefleri ilerletmek için makul bir çerçevedir. TRIPP ise, yalnızca toprak üzerinden geçişten ibaret değildir; değişen küresel sistemde konumlanmayla ilgilidir.
Kaynak: Ermeni Haber







