Stepanakert’te Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve eşi Mehriban Aliyeva, sözde “Zafer Parkı”nın açılışına katıldı.
Bakü, en üst düzeyde, cumhurbaşkanı seviyesinde, kendi kamuoyu nezdinde Ermeni karşıtı politikayı sürdürmeye devam ediyor. Artsakh’ın Ermeni kimliğinin ve izlerinin silinmesi süreci, “Zafer Parkı” ile bir kez daha gözler önüne seriliyor.
Bakü’nün bu militarist etkinlikleri; 2020’deki 44 günlük savaştan sonra askeri gücün öne çıkarılması, Ermeni karşıtı propaganda, Cumhurbaşkanı Aliyev’in saldırgan söylemi ve 5 milyar ABD dolarına ulaşan askeri harcamalardaki artışla birlikte değerlendirildiğinde, “barış gündemine” hazır olunduğunu değil, tam tersine Ermeni karşıtı duyguların keskinleştirilmesini hedeflediğini ortaya koyuyor.
Azerbaycan, 44 sayısını “ulusal gurur sembolü” haline getirirken, dış kamuoyuna sahte bir “barış gündemi” sunmayı sürdürüyor ve savaşın her gününü “şanlı tarih” olarak nitelendiriyor.
Stepanakert’te “inşa edilen” bu parkta neler yer alıyor? 44 günlük savaşın gün sayısını simgeleyen 44 metre yüksekliğinde bir Zafer Kemeri; 10 kat ve bir platformdan oluşan, üzerinde sonsuzluk işareti bulunan “Zafer Günü” sembollü bir yapı. Dokuzuncu katta “Zafer Galerisi” bulunurken, panolarda 2023’te gerçekleştirilen ve dünyaya “terörle mücadele operasyonu” olarak sunulan askeri faaliyetlerin sonuçlarına ilişkin yazılar yer alıyor.
Parkın girişinden Zafer Kemeri’ne uzanan 44 basamak ile merkezde yer alan anıt panolardaki yazıların, 2020 savaşının seyrini “anlattığı” iddia ediliyor.
Bakü, Stepanakert’i ana hedef olarak seçerek burada Ermeni nüfusa ait mülkleri ve konutları aktif ve hukuka aykırı biçimde gasbediyor; kentin Azerbaycanlaştırılmasını hayata geçiriyor. Yalnızca Ermeni anıt ve yapılarından değil, Artsakh devletliliğinin sembollerinden de kurtulmaya çalışıyor ve bunları alenen tahrip ediyor.
Azerbaycan’ın Artsakh’ta benimsediği bu süreç, Ermeni izlerini ve mirasını “temizlemeye” ve “Azerbaycanlaştırılmış” şekilde sunmaya yöneliktir. Bakü’nün Ermeni karşıtı ve Ermeniliğe yönelik hoşgörüsüz yaklaşımının, devletin en üst düzeyinde ve Aliyev yönetimindeki otoriter rejimin denetiminde hayata geçirildiği bir gerçektir.
Kaynak: Ermeni Haber









