13-17 Mayıs tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleşen, 6. Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı ArtContact Istanbul’un Ermenistan’dan ziyaretçileri de vardı. Yenikapı Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi’nde gerçekleşen fuar, 40 ülkeden sanatçıyı ve binlerce eseri bir araya getirdi.
Ermenistan’ı galeri olarak temsil eden “Arame Art Gallery” ziyaretçilerin odak noktalarından biriydi. Fuarda Arame Art Gallery’nin kurucusu Aram Sarksyan ve ressam Tigran Matulyan ile buluştuk.
Aram Sarksyan, “Arame Art Gallery”nin kurucusu olarak ilk sorumu size yönelteyim. Galerinizi bize tanıtır mısınız? Kaç şubeniz var?
Aram Sarksyan: “Arame Art Gallery”, 2003 yılında Ermenistan’da kuruldu. Yerevan’da iki galerimiz var; ikisi de tam merkezde yer alıyor. Lübnan’daki galerimizin de iki şubesi var. Galerimizin en temel amacı, Ermeni sanatçıları uluslararası bir platforma, uluslararası sahneye taşımak. Burada sergilenen eserlerin ressamlarını tüm Ermenistan tanıyor ancak sorun şu ki bu yetenekli sanatçılarımızın Ermenistan dışında da tanınmasını istiyoruz. Bu nedenle dünya genelindeki festivallere ve uluslararası sergilere katılıyoruz. Sergilerin yanı sıra yayıncılık faaliyetleriyle de son derece aktif biçimde ilgileniyoruz. 23 yılda 30’dan fazla sanat kataloğu yayımladık. Tüm ressamlar hakkında hem kitaplar yayımlıyor hem de filmler çekiyoruz.
İstanbul’a ilk kez mi geldiniz?
A.S: Daha önce iki kez İstanbul’u tanımak, sanat piyasasını görmek ve özgünlüklerini anlamak amacıyla “Contemporary Istanbul”a gelmiştim. Bu, İstanbul’a üçüncü ziyaretim ve artık 6. Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı olan “ArtContact Istanbul”a katılıyoruz. Belirtmek isterim ki iki ay önce “Art Ankara”da fuarına da katılmıştık.
İstanbul size nasıl hissettirdi?
A.S: İstanbul, zengin tarihe sahip bir şehir. Bir cemaati var. Burada Ermenilerin yaşadığını ve çalıştığını görmek bizi çok duygulandırdı. Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi’ni ziyaret ettik, çok güzeldi. Bütün bunlar bize çok yakın geliyor. İstanbul’da böyle bir tarihin var olmasından gurur duyuyoruz.
“Art Ankara”ya nasıl katıldınız?
A.S: Yılın başında “Arame Art Gallery” olarak “Art Cairo”ya katıldık. Orada bize son derece saygıdeğer bir beyefendi yaklaştı; Bilgin Aygül. “Art Ankara”nın kurucusu olduğunu anladığımız bu kişi, sanatımızdan çok etkilenmişti. Sanatçılarımızın eserlerini çok güzel değerlendirdi ve bizi “Art Ankara”ya katılmaya davet etti. Ankara’da büyük bir başarı elde ettik. Sanatımız çok yüksek değer gördü, bu açıdan mutluyuz.
Ankara’ya kaç sanatçının eserini götürdünüz ve İstanbul’a kaç sanatçının eserini getirdiniz?
A.S: Ankara’ya dokuz sanatçının eserlerini götürmüştük. İstanbul’a da dokuz sanatçının 44 eserini getirdik. Bugün Ruben Grigoryan, Vahagn Harutyunyan, Arthur Sarafyan, Tigran Matulyan, Igor Pron, Avetis Khachaturyan, Aram Hakobyan, Marat Markarian ve Sarkis Hamalbashyan’ın eserleri İstanbul’da sergilendi. Ancak “Arame Art Gallery” olarak yaklaşık 40 sanatçıyla çalışıyoruz. Bu sergide figüratif sanatı sunduk. Tigran Matulyan, emektar bir ressam ve Ermeni Çağdaş Sanat Müzesi’nde işleri sergilenen bir isim.
Lübnan zor günler geçiriyor. Siz de tam bu günlerde orada sergi açtınız.
30 yıldır Beyrut’a gidip geliyorum, bombalara alıştım artık. Bombalar durmadı ama biz yine de galeriyi açtık. Beyrut’ta 70 galeri var ama açık olan tek biziz. Bir sanatçıyı tanıtmak istedik; Albert Hakobyan’ın kişisel sergisiydi, iyi geçti.
Lübnan’daki büyük patlamada galeriniz hasar gördü mü?
Evet, çok hasar oldu. Yaklaşık 40 tablo zarar gördü. Bence Tanrı Matulyan’a iyi gözle bakıyor; onun tabloları hasar almadı.
Matulyan, size gelelim. Sergi öncesi nasıl bir hazırlık yaptınız?
T.M: “ArtContact Istanbul”a altı eserimle katıldım. Son iki eserimi bu sergiye yetiştirebilmek için gece gündüz bir buçuk ay boyunca çizdim. Günde yaklaşık 15 saat resim yaptım. Çok güzel eserler ortaya çıktı. Son altı ayın en güzel eserlerini İstanbul’a gelmek için yaptım diyebilirim. Bunun sebebi hepinizi çok görmek istememdi.
Tablolarınızda renk dünyasının içine düşüyoruz. Bu renkli ve çok katmanlı tablolar hakkında neler söyleyebilirsiniz?
T.M: Çok fazla renk kullanabilirim ama az renk görünebilir. Buna resimde “kolorit” denir; bu zaten tamamen teknik bir mesele. O önemli değil. Önemli olan şu: Tabloyu astık, herkes geldi saatlerce tabloma baktı. Tablolarım katmanlı ve altında tamamen farklı şeyler çizilmiş. Hiyeroglifler çizilmiş, tablonun içinde arıyorsun bulasın diye. Mozaik çalışmalar yaptım.
Tablolarınızdaki kadınlar, nasıl desem, her zaman biraz tombul, neden?
T.M: Güzeli çoğaltıyorum. Tablolarımdaki kadınlar gerçek bir kişilik değiller. Ornamental bir dünya içinde çiziliyorlar. Yerevan’da “Ornamental Rüya” adıyla sergi açtım. Somut bir örnek vereyim: Nehir kenarına gittiğinizde küçük çakıl taşları var ama hiç kimse “bunlar güzel” demez. Ama üzerinde bir anda bir ornament, bir süsleme motifi görürsek, o taş hemen müzeye gider. Neden biliyor musunuz? Çünkü bu artık tarihdir. Ornament, yani süs iyiliğin ve güzelliğin simgesidir.
Bugün Ermenistan’da sanatçı hak ettiği yeri buluyor mu?
T.M: Şu an Ermenistan’da sanatçının durumu çok zor. Sanatçı korumasız. Neden biliyor musunuz? Çünkü devlet güvencemiz yok. Her şey için zamana ihtiyaç var. Şimdi yavaş yavaş bazı şeyler değişiyor.
Kaynak: Ermeni Haber








