Türkiye’nin Suriye’ye yönelik stratejisinin, bu ülkenin üniter yapısının korunması ve kuzeydoğuda faaliyet gösteren Kürt güçlerin mevcut Suriye devlet ve yönetim sistemine entegre edilmesi anlayışına dayandığı belirtiliyor. Ankara’nın İran’a karşı da dikkatli bir politika izlediği ifade ediliyor. Akademisyen ve türkolog Ruben Safrastyan, Armenpress’e verdiği demeçte, Orta Doğu’daki son gelişmeler bağlamında özellikle Türkiye’nin rolünü değerlendirdi.
Safrastyan’a göre Türkiye, Suriye’de herhangi bir Kürt özerkliğinin oluşmaması ve Kürt silahlı unsurların Suriye ordusuna entegre edilmesi için her türlü çabayı gösteriyor. Bu yaklaşımın temelinde, Kürt faktörünün Ankara tarafından hâlâ bir güvenlik tehdidi olarak algılanması yatıyor. Türkiye, kendi imkânları çerçevesinde bu tehdidi etkisizleştirmeye çalışıyor ve mevcut politikası da bu hedef doğrultusunda şekilleniyor.
Türkolog, son dönemde Türkiye’nin çeşitli araçlar kullanarak Orta Doğu’daki etkisini artırmayı başardığını belirterek, Ankara’nın bölgesel politikasının, Orta Doğu’daki gelişmelerde avantajlı konumunu koruma ve güçlendirme anlayışına dayandığını vurguladı.
Türkiye’nin bölgede faaliyet gösteren farklı vekil güçlerle ilişkilerine de değinen Safrastyan, bu konuda Ankara’nın tutumunun net olmadığını ifade etti. Lübnan’daki Hizbullah’ın büyük ölçüde İran’ın etkisi altında hareket ettiğini, bu nedenle Türkiye ile yoğun temaslarının bulunmadığını ya da hiç olmadığını söyledi. Hamas’ın ise son dönemde ciddi darbeler aldığını, önemli ölçüde zayıfladığını ve bu nedenle Türkiye açısından eski önemini yitirdiğini kaydetti. Bu çerçevede Ankara’nın Hamas’la ilişkilerinde geçmişte olduğu gibi aktif bir tutum sergilemesinin beklenmediğini dile getirdi.
ABD ve İsrail’in İran üzerindeki baskıyı artırmaya çalıştığı bir dönemde Türkiye’nin tutumuna da değinen Safrastyan, Ankara’nın bir yandan ABD ve İsrail’in karşısında konumlanmamaya özen gösterdiğini, diğer yandan ise İran’a yönelik doğrudan askeri müdahale fikrini desteklemediğini belirtti. Türkiye’nin İran’la ilişkilerinde temkinli davrandığını, İran’ın parçalanması ya da toprak bütünlüğünü kaybetmesinin tüm bölge için son derece tehlikeli olacağını düşündüğünü ifade etti. Bu nedenle Türk medyasının ve resmi açıklamaların İran’daki gelişmelere karşı oldukça dikkatli bir dil kullandığını vurguladı.
Safrastyan’a göre Türkiye, İran’la ilgili sorunların barışçıl yollarla çözülmesinden yana ve tarafların diplomatik yöntemlerle uzlaşmaya varmasını istiyor. Ankara’nın yaklaşımı, askeri ya da sert adımlardan ziyade diplomasi, diyalog ve uzlaşma seçeneklerine dayanıyor.
Orta Doğu’daki gelişmelerin Türkiye’ye hareket alanı tanıyıp tanımadığı sorusuna yanıt veren Safrastyan, Ankara’nın mevcut koşullarda manevra yapmaya çalıştığını belirterek, hem Suriye hem de İran konusunda askeri seçeneklerin dışlandığını, Türk diplomasisinin bu süreçte oldukça esnek bir çizgi izlediğini söyledi.
Kaynak: Ermeni Haber









