Ermeni Soykırımı, insanlık tarihinin en acımasız trajedilerinden biridir. Soykırım yıllarda bir halkın büyük bir kısmı yok edildi, hayatta kalanlar ise dünyanın dört bir yanına dağıldı. Ancak bu trajedinin en kırılgan ve aynı zamanda en güçlü figürlerinden biri çocuklardı.
Ermeni Soykırımı sırasında binlerce çocuk ailelerinden, evlerinden ve çocukluklarından koparıldı. Çok sayıda çocuk acımasızca öldürüldü, işkenceye maruz kaldı ya da yetim kalarak hayatın zorlu koşullarına tek başına direnmek zorunda kaldı.
Birçoğu sürgünün uzun ve çileli yollarından geçti; açlık ve yokluk içinde yaşadı, yakınlarının kaybına tanıklık etti. Bu küçük çocuklar yalnızca fiziksel zorluklar değil, aynı zamanda yaşamları boyunca taşıdıkları derin ruhsal yaralarla da mücadele etti.
Bununla birlikte, tam da bu çocuklar arasında hayatta kalma ve direnme yönünde olağanüstü bir irade doğdu.
Tarifsiz derecede ağır koşullara rağmen çok sayıda çocuk hayatta kalmayı başardı. Bunların bir kısmı yetimhanelere yerleştirildi. Her şeylerini kaybeden bu çocuklar, yaşamlarını yeniden kurmaya başladı; eğitim gördüler, çalıştılar, dillerini ve kültürlerini yeniden kazandılar. Onlar, daha sonra dünyanın farklı ülkelerinde Ermeni halkının varlığını sürdüren neslin temelini oluşturdu.
Ancak Ermeni çocuklarının hikâyesi yalnızca acıdan ibaret değildir. Aynı zamanda onların sarsılmaz iradesini gösteren kahramanlık örnekleri de vardır. Bazı durumlarda çocuklar, Van Savunması ve Musa Dağı Direnişi sırasında özsavunma mücadelelerine katıldı. Henüz küçük yaşta olmalarına rağmen yetişkinlere bilgi ulaştırdılar, su ve yiyecek taşıdılar, hatta zaman zaman silah da kullandılar.
Bu çocuklar erken yaşta büyüyerek, pek çok yetişkin için bile ağır olan sorumlulukları üstlendiler. Onların eylemleri, mücadelenin yaş tanımadığını ortaya koydu.
Çocuk kahramanlığının çarpıcı örneklerinden biri, Yenovk Keoşeyan (Nersesyan) idi. Musa Dağı direnişi sırasında henüz 15 yaşındaydı. Elinde silahla özsavunma çatışmalarına katılmış ve muharebe sırasında ağır yaralanmıştı.
Fransız kurtarma gemisine taşındıktan sonra kısa sürede mürettebatın sevgisini kazandı. Onunla ilgilendiler, iyileştirmeye çalıştılar; ancak genç savaşçının tek arzusu geri dönüp mücadeleye devam etmekti. Halkı için yeniden savaşabilmek adına kendisine tüfek verilmesini istiyordu.
Gemide tattığı tatlılar bile onu hedefinden alıkoyamadı; onun için en önemli şey mücadeleydi. Bu nedenle onun karakteri, özgürlükçü ve korkusuz bir gençlik sembolü olarak, Victor Hugo’nun Sefiller romanındaki çocuk kahraman Gavroche ile sık sık karşılaştırılmıştır.
Yenovk ve onun gibi çocuklar, en küçüklerin bile büyük bir mücadelenin parçası olabileceğini; sınırsız cesaret ve adanmışlık taşıdıklarını gösterdi.
Kaynak: Ermeni Haber
Yazar: Elen Kokçyan








